Hamza Aktan
Ekim ayında milyonlarca Fransalı, emeklilik yaşının 60’tan 62’ye çıkarılması yönündeki tasarıyı protesto ederken İngiliz gazetecilerin favori sorusu; “bizde daha büyük ve zor değişimler olurken neden bu protestolar olmuyor”du. Her ne kadar şimdiye dek Fransa’daki protesto dalgasının çapından çok uzaksa da İngiltere’de de sokaklar protestocularla dolmaya başlıyor. Ancak bu defa da bir farkla, Fransa’da daha çok orta yaşlılar yürüyüşlerde iken İngiltere’de yaşları 15-18 arasında olan “teenager”lar protestolar düzenliyor.
Önce ilkini 10 Kasım’da Londra’da yaptıkları ve 50 bin katılımla hükümetin büyük ortağı Muhafazakar Parti’nin binasını işgal edip yağmalayarak dikkatleri üzerlerine çektiler, şimdi de hareketleri ülke geneline yayılmış durumda. 24 Kasım itibariyle İngiltere’nin hemen her yerinde çoğunluğunu liseli öğrencilerin oluşturduğu protestolar gerçekleşti. Şimdiki hedefleri protestoları süreklileştirmek ve hükümetin şu ankinden üç katına çıkarmak istediği üniversite harçları düzenlemesini iptal ettirene kadar devam etmek.
YENİDEN DÜZENLEMELER
Britanya’da, insanların sokaklara dökülmemesine gazetecilerin haklı olarak şaşırdığı çok ciddi ve büyük değişimler yaşanıyor. Yaşam standartlarını önemli ölçüde olumsuz etkileyecek değişimler, Mayıs ayında iktidara gelen Muhafazakar-Liberal Demokrat koalisyon hükümetinin başta kamu harcamalarında olmak üzere gerçekleştirdiği kesintilerle gerçekleşiyor.
Hükümetin kesintilerinden ev, işsizlik veya sakatlık yardımı alanlardan şu anda işleri olan ancak yakında kaybedecek yaklaşık bir buçuk milyon çalışana, şu anda sokaklarda olan öğrencilerden, bakanlıklara kadar toplumun her kesimi olumsuz etkileniyor. İngilizlerin yaşam standartları bariz bir şekilde düşüşe geçiyor.
![]() |
| Kesintilerin mimarlarından George Osborne. |
Hükümet, kesinti politikasını rasyonalize etmek için bu tür ekonomik nedenler kadar ideolojik ve psikolojik motivasyonları da kullanıyor. Muhafazakarlara göre özellikle işsizlik yardımı nedeniyle çoğu insan tembelliğe yöneliyor ve topluma herhangi bir ekonomik katkıda bulunmuyor. Devletin verdiği sosyal yardımların suistimal edildiği argümanı da en sık kullanılanlardan; sakat olmadığı veya çalışabilir olduğu halde işsizlik-sakatlık yardımı alanlar var; yardım almak için çocuk doğuranlar var gibi.
Göçmenlik mefhumuna karşı neredeyse bir alerjinin geliştiği ülkede bir başka etkili argüman da Çalışma Bakanı Iain Duncin Smith’ten; Britanya vatandaşları devlet yardımı aldığı ve çalışmaya gerek duymadığı için ülkede her zaman bir işgücü ihtiyacı oluşuyor. Bu ihtiyaç da göçmenler tarafından karşılanıyor. Ancak bu durumda da iş aramak isteyen İngilizler aradıkları hemen her işin göçmenlerce çok daha önceden kapıldığını görüp işsiz kalıyor. Dolayısıyla aslında devlet yardımları sayesinde evlerinde oturup tembellik eden sıradan İngilizler çalışmaya başlasa zaten varolmayan göçmen ihtiyacı da ortadan kalkmış olacak.
Hükümet ülkedeki bu ‘tembellik kültürü’nü sona erdirmek ve İngilizleri işlere yöneltmek için de ilginç bir çare üretti. Çalışabilir durumda olduğu halde bir yıldan fazla bir süre boyunca işsizlik maaşı alanlara kamu sektöründe ‘gönüllü’ ve ücretsiz çalışma zorunluluğu getirdi. 1 milyon 400 bin kişinin etkilenmesi beklenen düzenleme gereği yardım alanlar temizlik işlerinden çevre düzenlemesine kadar farklı alanlarda çalıştırılacak. Çalışmayı reddedenlerinse yardımı kesilecek.
İşsizlik yardımı, Türkiye’de çoğu insanın düşündüğünün aksine, aslında geçim sağlamaya yetecek oranın çok altında. 25 yaş altında olan işsizlere haftada 50.59 (yaklaşık 120 TL); 25 yaş üstündekilere de 64.30 (yaklaşık 150 TL) Pound yardım ödeniyor.
Ancak Britanya’daki sosyal devlet sisteminin örneğin konut-kira yardımı kısmı, Türkiye’de milyonlarca insanı yoksulluk sınırlarından çıkaracak ölçüde gerçek ve etkili. Şu anda Muhafazakar hükümetin kısacağını açıkladığı oranlar bile Türkiye’de ulaşılması uzun vadede dahi çok güç rakamlar. Britanya’da şu anda yıllık geliri 16 bin Pound’un (yaklaşık 37 bin 500 TL) altında olan yüzbinlerce kişi bu yardımdan yararlanıyor. Yardım, kiralanan evlerin büyüklüğüne göre değişiyor. Örneğin bir odalı evler için devlet yardımı alanlara haftalık olarak 250-300, iki odalılar için 290, üç odalılar için 340 ve daha büyük evler için de 400-500 Pound arası ödemeler yapılıyor. Dolayısıyla aslında işsiz bir İngiliz, ev ve işsizlik yardımıyla –eğer tek odalı bir ev kiralamışsa örneğin ayda en az 1250 Pound gibi bir yardım alıyor. Hükümet, tek odalı ev için £250, iki odalı için en fazla £290 olmak üzere bu yardımda da bir sınır belirledi.
Bu kesintilerin de kısa vadede özellikle Londra’da ciddi sosyal değişimlere yol açması bekleniyor. İşçi Partililer, hatta Londra’nın Muhafazakar Partili belediye başkanı Boris Johnson, Londra’nın merkezinde oturan düşük gelirlilerin kiralarını ödeyemeyecekleri için şehrin kenar semtlerine taşınmak zorunda kalacağı kaygısı taşıyor ve hükümeti ‘sosyal temizlik’ yapmakla suçluyor.
İngiltere’deki son 60 yılın en büyük kesintileri olarak kabul edilen kamu harcamalarındaki bu büyük düzenlemelerin bir başka önemli ayağını da devletin küçültülmesi projesi oluşturuyor. Kamu kurumlarında bir buçuk milyon çalışanın işten çıkarılması ve “quango” denilen hükümet destekli toplum yararına çalışan sivil toplum kurumlarının kapatılması bu projenin önemli ayaklarından birini oluşturuyor. Hükümetin çoğunu “para ve vakit kaybı” olarak değerlendirdiği STK’lar, toplumsal sorunlar konusunda danışma işlevi gören yapılar; aralarında teftiş komisyonları, bölgesel gelişme ajanslarının yanısıra örneğinİngiltere’de yaygın bir durum olan genç yaşta hamilelik konusunda çalışmalar yapan “Teenage Hamileliği Bağımsız Danışma Grubu” gibi gençler üzerinde çalışmalar yapan kurumlar bulunuyor. Ülkede varolan hükümet destekli 679 STK’yı yeniden değerlendiren hükümet, bunlardan en az 192’sini kapatmaya karar vermiş durumda. Bakanlıklar ve BBC gibi yapıların bütçelerinin yüzde 25 oranlarında kısılması da bu genel düzenlemenin parçalarından.
YENİ BİR TOPLUMSAL DENEYİM
İlk iki yürüyüşün ardından İngiltere’de toplumu mobilize edebilecek bir potansiyel taşıyan öğrenci protestoları işte tüm bu genel kamu harcamalarındaki düzenlemeler ve kesintilerin üniversiteleri ilgilendiren kısmından doğuyor. 90’lı yıllara kadar neredeyse tamamen parasız olan yüksek öğretim Muhafazakar-Liberal Demokrat koalisyon hükümetinin düzenlemeleriyle çoğu kişinin karşılamakta zorlanacağı ölçüde paralı hale getiriliyor. Mevcut durumda yılda 3 bin 250 Pound ödeyen öğrenciler düzenlemenin yürürlüğe gireceği 2012’den sonra bunun üç katı, yani yıllık 9 bin Pound ödemek durumunda kalacak. Ödeme şekli de Türkiye’deki öğrenim-katkı kredisinin geri ödemesine benzer biçimde, eğitimin tamamlanması ve yıllık gelirinin 25 bin Pound olduğu bir işin bulunmasının ardından, taksitlerle oluyor.
İronik bir şekilde paralı yükseköğretimi kalıcı hale getiren partinin Tony Blair başkanlığındaki İşçi Partisi olduğu ülke, genel olarak yükseköğrenimin parasız olmasının tartışılmasından uzak bir noktada. Öğrencilerin talebi de bu nedenle yıllık ödemelerin ya aynı kalması ya da bu derece yüksek olmaması şeklinde. Çoğu, masrafları karşılayamayacağını ve üniversiteye gidemeyeceğini söylüyor.
Protesto gösterileri de toplumun genel olarak görmeye alışık olmadığı bir yaş grubu tarafından düzenleniyor ve bu da gösterilere ayrı bir özellik katıyor. 24 Kasım’da zaman zaman polisle çatışmaların olduğu, bir polis aracının tamamen tahrip edildiği, otobüs duraklarının camlarının indirildiği gösteride protestocuların esas çoğunluğunu yaşları 15-18 arasında olan üniversite adayı liseli öğrenciler oluşturuyordu. Çoğu orta sınıf ailelerin çocukları olan gençlerin hemen hepsi hayatlarında ilk kez bir protestoya katılıyor, bu çok sevdikleri kollektif aktiviteyi kısa zamanda bırakmak gibi bir niyetleri de yok görünüyor.
![]() |
| Clegg sözünü 'tutamadı'. |
Protestolarda esas dikkat çeken unsur, gençlerin vandalizmi. İlk gösteride Muhafazakar Parti’nin merkez binasının camlarını kıran, binayı işgal edip önemli ölçüde dağıtan gençlerin bu davranışı ülkede uzun zamandır benzeri görülmemiş bir hareketti. İkinci protesto görece daha sakin geçse de öğrenciler bir tür eğlenceye çevirdikleri gösteride karşılarına çıkan ve devleti temsil eden eşyalara zarar vermekten bir hayli hoşlanıyor görünüyordu. Göstericilerin öğrenci oluşu, yaşlarının hayli küçük olması polisin de sert önlem almasını güçleştiriyor.
Sosyal devlet sisteminin önemli ölçüde yara alacağı İngiltere’de ‘teenage’ hareketinin hükümeti kararından vazgeçirip amacına ulaşması Avrupa’daki genel ekonomik durum da dikkate alındığında bir hayli zor görünüyor ancak bütün bu süreçte iz bırakacak önemli bir toplumsal deneyim yaratmaya başladığı kesin.

