YAZI DİZİSİ - Sanal Dünyada Sanal Gazetecilik - 1


Hamza Aktan

Dünyada ve Türkiye’de bundan on yıl önce klasik medya organları arasına çok yoğun tartışmalara neden olan bir “araç'' katıldı: İnternet. Ortaya çıkışından bu yana gazetecilik alanında çok farklı kazanımların ve gelişmelerin umulduğu bir merkez haline geldi.

Gazetelerin internette yayın yapmaya başlamasının miladı 1995. Yeri de Amerika. The Washington Times, New York Times gibi gazeteler bu yılın başında yayınlarını bire bir internete aktardılar. Fazla süre geçmeden -bir yıl arayla- Türkiye de bu mecraya ayak uydurdu. Şirket ve örgütlerin yanı sıra medya kurumları da dikkatlerini bu yeni kitle iletişim aracına yöneltti. Türkiye’de internette ilk yayın yapan gazete Zaman gazetesi, ilk haber dergisi de Aktüel oldu.

Fakat tüm bu internet yayınları yalnızca günlük gazetelerin haberlerinin aynen sanal mecraya taşınmasıyla sınırlıydı. Bunu ilk kıran site ise 96 yılında yayına başlayan www.xn.com.tr sitesi oldu. XN (eksen), değişik gazetelerden haberleri alıp yayınlıyordu. Bu yönüyle de şu anki haber sitelerinin yayıncılığından farklıydı. Fakat özellikle yurtdışındaki Türkiyeliler için önemli bir haber alma kaynağı haline gelmişti. XN’den sonra kurulan ilk haber siteleri de nethaber, habertürk, internethaber gibi siteler oldu.

Bu haber siteleri, günlük gazetelerin web sayfalarından farklı olarak günün gelişmelerini anında verme kaygısıyla hareket ediyorlardı. İnsanlar günün gelişmelerini aynı gün internetten okuyabiliyorlardı. Bizim şu an takip ettiğimiz anlamda haber siteleri ise 2000’den sonra türemeye başladı. Son beş yıldır Türkiyeli okur için internet önemli bir başvuru kaynağı. Fakat aynı zamanda sorunlu bir haber kaynağı.

Özellikle hakim medyadan yakınanlar veya kendi medyasını kurmak isteyenler için önemli bir fırsat sundu internet. Gazete ve televizyonlarla arası açılmış gazeteciler kendi “gazetelerini'' internetten kurar oldu. Maliyetinin düşüklüğü ve teknik anlamda basitliği kısa zamanda onlarca haber sitesinin türemesini beraberinde getirdi. Şu an itibariyle Türkiye’de 100’ü aşkın “bağımsız'' haber sitesi yayın yapıyor. Televizyonların ve günlük gazetelerin haber portallarıyla bu sayı iki katına çıkıyor.

Peki, klasik anlamdaki gazetecilik pratiklerini sorgulamaya açan internet haberciliği ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Gerçekten de hakim medyadan yakınanlar için bir alternatiflik sunabildi mi? İddia edildiği gibi “bağımsız'' haber kaynakları haline gelebildi mi? Mevcut medyadan farkları var mı, yoksa onların sanal kopyaları mı?

Herkesin konuştuğu, artık yüz binlerce izleyicisi, okuru olan internet haberciliği için bu sorular gündeme gelmedi şimdiye kadar. Haber sitesi yöneticileri çok rahat biçimde alternatif ve bağımsız bir yayıncılık yaptıklarını ileri sürdüler...

Bu dizide, mümkün mertebe yukarıdaki soruları gündeme getirip tartışmak amacındayız. Tartışmamızın merkezinde öncelikle haber sitelerinin yöneticileri, sonra da gazeteciler, okurlar ve akademisyenler olacak.

İnternet Gazeteciliği: Beklentiler ve Gerçekler

Haluk Geray - A.Ü İletişim Fakültesi

Ağ gazeteciliği nedir? Kağıda basılan gazetenin, zaten yayın yapmakta olan radyonun veya televizyonun ağ sayfasına aktarılması mı? Yoksa, internet teknolojilerinden yararlanarak yeni bir gazetecilik türü mü doğacak? Dahası, ağ gazeteciliği, günümüz egemen medyasının bazı zaaflarını giderebilecek, onu egemen güçlerin denetiminden çıkarıp ticari ve siyasi baskılardan uzak tutan, kamusal yarara yönelik bir gazetecilik anlayışının ortaya çıkmasına mı yol açacak?

İnternet, ABD ve Sovyetler Birliği’nin iki zıt kutup oluşturduğu ve birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiği soğuk savaş ortamında ABD devletinin parasal fonlarıyla geliştirilmiş bir teknoloji. Ağın askeri-sivil yönetim kesiminin dışına gerçek anlamda açılması Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılına denk düşer. ABD’nin 1991’den sonra izlediği strateji önce üniversiteleri sonra da (1994) genel kamuya açarak ticarileştirmek olmuştur. ABD’nin bu stratejisi, 1980’li yılların başından başlayarak küresel düzeyde oluşturmaya çalıştığı yeni bir sermaye birikim rejiminin oluşturulması stratejisiyle uyumludur. Evrimci iktisat geleneği bu süreci bilgi ve iletişim teknolojileri tekno-ekonomik paradigması olarak tanımlamaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve stratejiyle kesişince internet de “paradigma içine'' alınmıştır.

Egemenler, asıl niyetlerini her zaman süslemeyi bilirler. Çoğu zaman bilerek bilmeyerek bizler de katılırız bu süslemeye. İnternet açısından da öyle olmuştur. Bu iletişim teknolojisi, toplumu dönüştürecek, “güçsüzlere güç katacak'', “çıkar gruplarının'' egemenliğini kıracak bir araç olarak sunulmuştur. Bu açıdan internet gazeteciliği ilginç bir kesişme noktası oluşturuyor. Süslemecilerin önemli beklentilerinden birisi günümüzde varolan egemen medyanın tek yönlülüğüne karşın etkileşimci ağ gazeteciliğinin sistemin bir eksikliğini gidereceğidir. Yani toplumun güçsüzleri, kendi etkinlikleriyle yeni bir gazete/medya yapısı ortaya çıkaracaktır. Bu yapı, doğrultusunu medya baronlarının belirlediği egemen medyadan farklı olacaktır. Aslında bu tür bir yapı, bugünkü tanımıyla “gazeteciyi'' ortadan kaldırmaktadır. Artık gazeteci yoktur, içerik yaratan birey vardır.

Yukarıdaki uç beklentinin derece derece farklı çeşitlemelerinin olduğunu söylemek gerek. Egemen medya alanına girmenin gerektirdiği yüksek maliyetlerin yerine “patronsuz gazetecilerin'' oluşturacağı türden bir ağ gazeteciliğinin doğabileceğini söyleyenler de var. Çünkü internette bir “sayfa açmanın'' maliyeti, geleneksel medya ürünlerine kıyasla son derece düşük. Ancak burada iki önemli nokta var. Birincisi, her ne kadar sayfa açmanın maliyeti görece olarak düşük olsa da, iyi bir gazetenin gerektirdiği sayıda gazetecinin ve onların görevlerini yerine getirebilmek için yapacakları harcamaların boyutu hiç de küçük değil. Ayrıca, internet reklamcılığının toplam reklam harcamalarının payı artmakla birlikte, çeşitli nedenlerle henüz diğer medyalardaki reklam büyüklüğüne orta vadede ulaşamayacak gibi...

Peki egemen medya internette ne hesaplar yapıyor? Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Aylin Aydoğan’ın Yüksek Lisans tezinde yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de egemen medyanın internete yönelik stratejisinin bamtelini “köşe başını'' tutmak oluşturuyor. Hedef herhangi bir nedenle geleneksel medyada var olan rakiplerinin ve tabii ki yukarıda sözü edilen türden gelişmelerin önüne geçmek için kendi medya holdinglerinin içeriklerini internete “parasız'' olarak koyuyorlar.

Tabii sektördeki işsiz gazeteci oranı arttıkça, bu gazetecilerin bir bölümü, güvenceli işler bulana kadar bazı internet sayfalarındaki “patronsuz gazeteler'' kurabiliyorlar veya bunlara katkı yapabiliyorlar.

ENFORMASYON BOMBARDIMANI
Ağ gazeteciliğini değerlendirirken unutmamamız gereken bir kaç nokta olduğu kanısındayım. Bunlardan birincisi internetin toplumdaki yaygınlığıdır. Bu yaygınlık Türkiye’de son derece düşük. Ağ gazeteciliğinin kendilerine “güç katacak güçsüzleri'', ağın dışındalar. Bu durum interneti kullananların, sayıları yüz binlere ulaşsa da, seçkin bir küme olduğu anlamına geliyor. İkinci nokta, insanların kültürel alışkanlıkları. Bir kaç kuşak daha geçmeden, kağıt gazete okumayı internete yeğleyecek olanların sayısı daha fazla olacak. Tabii benim gibi, Birgün gazetesini bayide bulmakta zorlananlar, internet aboneliğini yeğleyebilirler.

Gelelim gazetecilik mesleğinin ortadan kalkışına. Bence, gazetecilik mesleğinin önemli bir işlevi var. Gazeteciler, kamu yararına işleyen bir yapıda, çöpü samandan ayırma işlevini yerine getirebilirler. Enformasyon bombardımanı altındaki insanlara, onları en çok etkileyecek gelişmeleri süzerek çıkarıp, hepimizin anlayacağı bir dilde sunabilirler. Aslında geleneksel medyada da söz konusu olan bu işlev, özellikle internet gibi çöp bilginin inanılmaz boyutlarda olduğu ortamlarda daha da önem kazanabilir.

***

HABER APARTALLARI...
MEHMET SUCU


- İlk senelerde işler o kadar karışıktı ki kimse neyin ne olduğunu bilmiyordu. İnternet, Türkiye’de artık alışılan bir şey olduktan sonra haber siteleri ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemlerde kendilerine bağımsız diyen siteler çıktı. Fakat bunlar arasında ilk özgün haber sitesi herhalde Habertürk’tü. Habertürk önemli bir mihenk taşı. Bu tür haberciliği yaygınlaştırması anlamında iyi, ama yapı bakımından kötü bir deneyim yarattı. Kes-yapıştır habercilği yapıyor çünkü. Telif ödemiyorlar. Yasalarda var olan bazı açıklardan yararlanıyorlar. Gazetelerde bir yazı yayınlandığı andan itibaren paylaşılabilir hale geliyor. Eğer aynen alıntılamazsanız. Bir süre sonra Anadolu Ajansı’ndan kes-yapıştır yapmaya başlayınca kıyamet koptu. AA ve Habertürk çok uzun süre davalık oldu. Benim bir arkadaşım bunlara haber portalı değil, “haber apartalı'' der…

- Gazetecilikte en önemli olgu, muhabirliğin olmasıdır. Yani, olay yerine gidecek, görecek, olaya-olguya dokunacak, onu hissedecek, algılayıp yazacaksınız. Siz bunu yapmazsanız, muhabiriniz yoksa acayip yanlışlar yapar, acayip tuzaklara düşersiniz. Dezenformasyon üretiyorsunuz. Önce siz yanılıyorsunuz, siz yanıldığınız için de okuru yanıltıyorsunuz. Benim gördüğüm, birkaç haber sitesi hariç hepsinde de bu sorunlar var. Çünkü hiçbirinin muhabiri yok.

- Şöyle bir şey var, internet haber sitelerini izleyenler bu yayıncılıktan aslında memnun. Çünkü interneti takip edenlerin sosyolojik yapısı aldatılmaya çok uygun. Türkiye’de dört milyon yakın bilgisayar var. Bunlar genç çocuklar. Kendi özel jargonları olan, birbirlerine “slm'', “asl'' diyen biraz Amerikanvari, Türkiye dışında yaşayan dezenformasyon ve misenformasyona çok açık olan insanlar. Bundan çok da rahatsızlık duymadıklarını söylemek mümkün. Sonuçta da ortaya çıkan bu oluyor.

- Türkiye’de ne kadar internet okuru olduğu hakkında net bilgiler elimizde yok. Bir çok rakamdan bahsediliyor ama hangisi doğru, hangisi yanlış bilemiyoruz. Yine de 3 ila 5 milyon arasında internet kullanıcısı olduğunu tahmin ediyoruz. Ama bunların büyük kısmı işyerlerinde.

- İnternet üzerinde de, internet haberciliği üzerinde de bir “düzenleme''nin yapılması çok zor. İnterneti bir düzen altına almak onun doğasına aykırı. Diyelim ki bunu Türkiye’de yasakladınız, adam gidip Norveç’ten yayın yapacak. Bunu engellemek mümkün değil. Ama bizim üzerinde durduğumuz sorun, internete özgü değil. Sorun, gazeteciliğe özgü bir sorun. Sorun özellikle Türkiye7de gazetecilikten köşe dönücülüğe geçilmesiyle ilgili bir sorun.

Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 16.05.2005
http://www.birgun.net/research_index.php?category_code=1116245589&news_code=1116245589&year=2005&month=05&day=16