İslami Romanlar Devri Kapanıyor


Hamza Aktan

Muhafazakâr yönüyle bilinen İstanbul Fatih'te çocukluğu hidayet romanları okumakla geçmiş bir başörtülü gençle konuşuyoruz. İsmi Elif Karakaş. Fatih'in en büyük kitapçılarından; Ağaç Kitapevi'nde çalışıyor. Şimdi arkadaşları gibi kendisi de okumuyor bu kitapları. "Herhalde başörtüsü direnişi konusunda yaşanan gerileme biraz da burada yaşanıyor" görüşünde. Ama bu romanları okumayı bırakmasının nedeni başka: "Kitaplarda anlatılan hikayeler bana daha çok Pollyannacılık gibi geliyor. Yaşadığımız hayatın gerçeğini yansıtmıyorlar benim için. Bu nedenle de bir şey katmıyor bana."

Fatih'te genç kızlarla söyleşi taleplerimiz yanıtsız kalmıyor. Ancak bir şardarı var; fotoğraf çekilmeyecek. Tekbir isimli başörtüsü mağazasmdayız. (Birazdan gideceğimiz yerdeki cafede bulunan genç "ha, o bez parçası satan yer mi" diye dalga geçiyor. Muhterem, daha radikal bu konuda. Yalnızca 'türban'dan yana.) Mağaza çalışanı genç kızlar da bu romanları az okuduklarını, daha çok dinle ilgili teorik kitapları takip ettiklerini söylüyor.

MUHAFAZAKÂR CAMİA DERİNLİK İSTİYOR
Timaş Yayınları, hidayet romanlarının en fazla basıldığı yayınevi. 'Yeşil yayıncılık' alanının da en büyüğü. Timaş'ın sıralamasına göre en çok satan isimler sırayla şunlar: 1. Ahmet Günbay Yıldız; 2. Şule Yüksel Şenler; 3. Hekimoğlu İsmail; 4. Sevim Asımgil; 5. Halit Ertuğrul. Yayınevinin edebiyat editörlerinden Seval Akyıldız'ı dinleyelim: "Halkı 'eğitme', ona 'doğru yolu' gösterme niyetiyle kaleme alınan hidayet romanları, 70'lerin sonlarında ve 8o'lerde muhafazakâr camiada best-seller listelerinden inmiyordu. Ancak bu metinlerdeki zayıf kurgu, karakter yaratımı ve edebi atmosfere uzaklık günümüzde okurun taleplerini karşılamıyor ve okur daha gerçekçi, derinlikli eserler talep ediyor." Bir başka editör Yasemin Muş'un verdiği bilgiler de ilgiye değer: 90'h yıllarla kıyaslandığında İslami romanların satışında bir durulma var. Bununla beraber Ahmet Günbay Yıldız'ın yeni yayınlanan romanları 5 o bin adetle baskıya giriyor ve çok kısa denilebilecek bir zamanda baskısı tükeniyor. Önceden yayınlanmış tekrar baskısı yapılan kitaplar 2 bin ya da 3 bin adetle tekrar baskıya giriyor. Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı en son 87. baskısını yaptı. Şu an bu kitabın 3000 adedi bir baskısı 3 ayda tükeniyor. Fakat ilk baskılarının çok daha yüksek tirajlarla yapıldığını göz ardı etmemek lazım."

OKUR BİLİNÇLENİYOR
Timaş'tan sonra İslami içerikli yayıncılık alanında ismi en çok geçen yayınevi Nesil Yayıncılık. Nesil'in genel yayın yönetmeni Ömer Faruk Paksu, insanları dine davet eden, onlara 'hidayet'in yolunu gösteren kitaplara olan ilginin azalmasını birkaç nedene bağlıyor:

"Şu anki ilgisizliğin çeşitli nedenleri var. 90'h yıllarda bu yönde çok fazla eserin olmayışı eldeki-leri öne çıkarıyordu. Fakat giderek bu konuda yazanların sayısı bir hayli arttı. Okurlar da romanlar-daki yapılan gibi işin 'teorisi'nden çok pratik hayatta neler yaşandığına ve nasıl yaşandığına yöneldiler. İlginin azalmasının önemli bir nedeni kitap sayısının artması ve okurun anlatılan hikâyelerin birbirini tekrar ettiğini düşünmeye başlaması. İslami camiada kaliteli eser sayısı da artıyor tabii. Okuyucu da bir anlamda eskisine oranla bilinçlendi. Edebi kaliteyi, özelliği de arıyorlar artık."

Ömer Faruk Paksu, 1950 öncesinde dine yönelik 'baskıcı' uygulamalardan ve Demokrat Parti'nin getirdiği 'açılım'la birlikte insanların dine olan yönelimlerinin edebiyatta da patlamaya yol açtığı görüşünü taşıyor. Ona göre yeşil edebiyat furyasının bu derece yayılmış olma nedenlerini 1950'Iere kadar götürmek mümkün.

İSLAMCILAR MERKEZE YAKLAŞINCA
Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Ahmet Kekeç, başından beri bu kitaplara pek itibar etmemiş. İçlerinden yalnızca Minyeli Abdullah ile Huzur Sokağı'nı okumuş. Yaşanan düşüşün nedenini soruyoruz:

80-90'larda böyle kitaplarla ilgili bir yoğunluk vardı. Bu ilgiyi o dönemin siyasal şarüarında aramak lazım. Sağ-Sol ayrımının yaşandığı dönemde muhafazakâr kesim kenarda kalmışlığın, kamu-sallaşamamışlığın verdiği bir haleti ruhiyeden türetiyordu bu tür romanları. Bildiğimiz edebiyat gerçekliğiyle pek örtüşmeyen, farklı bir gerçeklik damarından gelen romanlardı onlar. O romandaki gerçeklikler ne bildiğimiz dış gerçekliklerle örtüşüyordu, ne de edebiyatın kendine mahsus gerçekliğiyle. Tabiri caizse karton kişilikler etrafında örülen romanlardı.

Türkiye'de kendisini İslamcı kimlikle ifade eden insanlar muhtemelen merkeze doğru yürüyüşe geçtiklerinden sonra bu ilgi azalmaya başladı. Belki de şu söylenebilir; bu insanlar hayatla yüzleştiler. Hayatla yüzleşildikten sonra edebiyat gerçekliğiyle hayat gerçekliği arasında fark anlaşıldı.

HALİT ERTUĞRUL: Bu kitapların alıcısı hep olur
Halit Ertuğrul ismini, Canan, Sevda, Aysel, Gençliğin Gözyaşları, Kendini Arayan Adam, Toplumun Işıkları gibi çok satmış kitaplarından biliyoruz. Esas mesleği eğitmenlik. İslamcı gençlerin yakından takip ettiği yazarlardan. Kitapları Arapça, Almanca, Türkmence, İngilizce, Farsça'nın da aralarında bulunduğu 12 dile çevrilmiş. Tam 52 kitabı var.

- Ne zaman ve hangi sıklıkla hidayet romanları yazmaya başladınız?
1984'te ilk kitabım yayınlandı. Ben eğitimciyim, ilkokul öğretmenliğinden üniversite hocalığına kadar eğitimin her kademesinde görev aldım. Bu eğitim hayatımın içerisinde gerek çevremde, gerek arkadaş grubumda bu kitaplaştırdı-ğım çalışmalara (siz hidayet romanı diyorsunuz ama ben hayatta gerçek hatıralar diyorum) tamamen yaşanmış konuları yazma kararı almıştım.

- Sebebi neydi bu kararınızın?
Çocukluğum imkansızlıklar içinde geçti. Azmin, gayretin insana ileride ne kadar güzel kapılar açacağını gören, yaşayan insanlardan biriyim. Hayatın şartları içinde ümitsizliğe kapılmanın hiçbir anlamı olmadığını, bilakis ümitvar olmanın insana güzel imkanlar sunduğunu hayatım boyunca yaşadım. Ben de hayatın zorluklarını yaşayan yeni neslin bu-nalmaması, beklenmedik anlarda kapılar açılacağı mesajını verebilmek için yaşanan güncel konuları içeren meseleleri kaleme almaya başladım.

- Hidayet romanları eskiye oranla ilgi görmüyor. Sizin kanınız nedir?
Bunu genel olarak yanıtlamak istemem. Daha çok kendi uğraş alanımla ilgili söyleyeyim; hala günde yüzün üzerinde mektup, yüzlerce mail alıyorum. Yaşanmış hatıralar, günlük olayları okuyucularım bana iletiyorlar. Benim kitaplarımın kaynağı da zaten bu. Ben gençlerin umut arayışının biteceğini düşünmediğim için bu kitapların her dönemde alıcısının olabileceği kanaati taşıyorum.

- Bazı yazarlar bu kitaplarla bir hayli zenginleştiler. Siz ne derece faydalandınız?
Özel kalsın isterseniz. Ama şüphesiz, ben bir devlet memuruyum, ay sonunu rahat çıkarabiliyorum işte.

Dini tebliğ yaptığı için okuyoruz
Önceki yıllara kıyasla bir düşüş yaşanıyorsa da hâlâ bu kitapların geniş bir okur kitlesi de var. Yine Fatih'teki gençlere, bu kitapları neden okuduklarını soruyoruz. Yanıtlar ilginç. İsminin Muhammed Durra (23) olduğunu söyleyen bir üniversite öğrencisi en son Emine Şenlikoğlu'nun İdamlık Genç romanını okumuş.

(Gencin ismine dair şüphemiz şuradan kaynaklanıyor; 2000 yılında Filistin'de İsrail askerlerinin babasıyla birlikte öldürdüğü 12 yaşındaki çocuk da aynı ismi taşıyordu. 'Muhammed Durra' bize 'rumuz' gibi geldi.) Aynı genç, sık sık okumasa da yazarların dini tarzlarının hoşuna gittiğini söylüyor ve bu romanlara bir misyon biçiyor: "Onların roman tarzı toplumdaki algılardan biraz daha farklı. İnsanlarla konuşmalarımda bile beni yönlendiriyor. Ama bu tür kitaplar genellikle İslam'ın ilk tebliğ edildiği insanlara okutulur. Böyle de bir misyonu var."

Üniversiteden yeni mezun Bahattin Beyazoğlu'nun (24) bu tür kitapları önemli bulma nedeni de araçsal gözüküyor: "Ben roman değil de genellikle hikâyeler okuyorum, özellikle de Mustafa Kutlu'nunkileri. Okuma nedenimse bu yazarların edebiyatı kullanarak İslami tebliğ yapıyor olmaları." Fatih'teki Sıla Kitabevi çalışanlarından 25 yaşındaki Akın Karabulut da iflah olmaz hidayet romanı okurlarından. Gerekçesi: "İnsanı etkiliyor bence bu kitaplar. Biraz da bunları sahiplenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü nüfus cüzdanımızda İslamiyet yazıyor ama İslam'la hiçbir alakamız yok. Bu kitapları okuduktan sonra insan biraz daha böylesi bir inanca yaklaşıyor."

* Kaynak: Birgün Gazetesi
http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1151791474&year=2006&month=07&day=02
* Yayın Tarihi: 2 Temmuz 2006