
Hamza Aktan
Her yapıldığı dönemde Avrupa Birliği’ne bir şekilde yön veren Avrupa Parlamentosu seçimlerine sayılı günler kala, seçimlerin nasıl olacağı ve mevcut siyasi dengeleri ne yöne çevireceği en fazla merak edilen konular. AP seçimleri bir yandan AP’yi belirleyecek ancak İngiltere’nin de iç siyasetine dair önemli sonuçlar ortaya çıkaracak. London School of Economics’e bağlı Avrupa Enstitüsü’nün genç akademisyenlerinden Dr. Jonathan White’a göre bu seçimler, Avrupalılar için küresel ekonomik krize tepkilerini dışa vurmalarının ilk fırsatı olacak... Avrupa demokrasisi ve entegrasyonu üzerine çalışan White Avrupa Parlamentosu seçimlerine dair sorularımızı yanıtladı.
SONUÇLAR EKONOMİYE YÖN VEREBİLİR
- Son zamanlardaki hem küresel hem de Avrupa çapında yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler çerçevesinde önümüzdeki Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ne gibi bir önemi var?
İngiltere de dahil olmak üzere bir sürü Avrupa ülkesinde bu seçimler son 18 ayın ekonomik krizine dair seçmenin ilk tepkisini gösterme fırsatı olacak. Bu çerçevede, krize yol açan politikalar – genel anlamıyla ekonomik liberalizm yanlısı olanlar şu anki haliyle mi devam etmeli, düzeltmeler mi yapılmalı yoksa çok daha müdahaleci politikalar mı benimsenmeli gibi konularda fikir belirtme fırsatı sunacak bu seçimler. Bunun yanı sıra, mevsim değişikliği ve göç politikaları konusunda da fikir belirtme şansı sunacak.
AB aslında çelişkili bir olgu – bir takım sol eğilimler tarafından ekonomik deregülasyon (piyasanın serbestleştirilmesi) aracı olmakla, sağdaki bir kısım gruplar tarafından ise hantal kurallar ve verimsizlikler kaynağı olmakla eleştiriliyor. Bu seçimler bu mantık yürütmelerden birinin önümüzdeki yıllarda diğerine baskın olup olmayacağını belirlemede de etkili olacak. Ancak bu etki umulabileceğinden daha az olacak, zira oy vereceğimiz AB Parlamenterlerinin AB karar süreçlerindeki etkisi hala kısıtlı. Avrupa düzeyindeki siyasi kampanyalar da günün sorunlarına cevap verebilecek politikalardan ziyade yerel sorunlara odaklanma eğiliminde devam ediyor. Örneğin, İngiltere’de mevcut İşçi Partisi hükümetine dair memnuniyet düzeyi.
SEÇİM SONUCUNUN TAHMİNİ GÜÇ
- AB vatandaşlarının tercihleri ne yönde olur?
Siyaseten çok çabuk alevlenebilecek bir zamandayız, dolayısıyla geçmiş seçimler bu seçimleri tahmin etmede çok yön gösteremeyebilir. Öte yandan, Avrupa seçimlerine katılım genellikle oldukça düşük oluyor – örneğin 2004'te Avrupa ortalaması yüzde 48'di. Böyle durumlarda tahminler iyice zorlaşıyor, çünkü sonuç küçük sayıdaki kararsız seçmenlerden daha da etkileniyor ve seçmenler genel olarak daha az partizan davranabiliyor. Ayrıca, oy kullanmayanları nasıl okumamız lazım: basitçe ilgisizler mi yoksa bir protesto içindeler mi?
London School of Economics’ten Prof. Simon Hix ve Trinity College Dublin’den Michael Marsh tarafından yapılan bir akademik çalışmaya göre yeni Avrupa Parlamentosu'nun oluşumu mevcut parlamentoyla genel olarak benzeşecek, bir önemli fark hariç. Bu da İngiliz muhafazakârları da içeren Avrupalı Muhafazakârlar adlı grubun oluşumu. Eğer bu tahmin doğruysa, önemli bir siyasi ve ekonomik dalgalanma dönemi süresince oy verme tercihleri büyük ölçüde sabit kalmış olacak. Verilmesi gereken önemli siyasa kararları olduğu ve krizlerin ulusal seçimlerde genellikle hükümet değişikliği ile sonuçlandığı düşünüldüğünde bu durum şaşırtıcı gelebilir.
Ancak AB siyaseti nevi şahsına münhasır: Tespit edilebilecek çok az bir iktidar ve muhalefet söz konusu ve anaakım siyasi partilerin çoğu AB politika yapım süreci konusunda açık bir tartışmaya girmemeyi tercih ediyorlar – bunun nedeninin bir kısmı hedeflerini Avrupa seviyesinde takip edip etmeme konusunda bölünmüş durumda olmaları.
AB konusunda pozisyonlarını açıkça belirtmek isteyen partilerin çoğu ise basit bir mesajı olanlar, örneğin karar verme süreçlerinin Brüksel'den ulusal başkentlere geri taşınmasını savunanlar. Daha geniş sorunların çok az kamusal tartışmaya açıldığı bu durumda ise, vatandaşların tercihleri üzerine düşünmesi ve yeni gelişmelere yanıt vermesi için herhangi bir fırsat yok. AB seçimlerinin ayrıcalıklı bir yeri yok: Çoğu zaman bir ara dönem ulusal seçim olarak görülüyorlar – genel seçimlerden daha az prestijli, ancak aynı şekilde ulusal gündem maddeleri üzerinden mücadele edilen bir seçim.
BNP KONUSUNDA ACELECİ DAVRANIYORUZ
- İngiltere'deki göçmen nüfus British National Party’nin (BNP) artan popülaritesi konusunda endişeli. Sizce bu artışın sebebi ne ve AP seçimleri için ne gibi sonuçları olabilir?
Öncelikle BNP'ye olan desteğin ciddi anlamda arttığı varsayımı konusunda dikkatli olmalıyız. Bu seçimlerde bazı kesimlerin tahmin ettiği kadar başarılı olamayabilirler. Medyanın çoğu İngiliz işçi sınıfını akılsız ve ırkçılık tarafından cezbedilebilir gibi sunmak konusunda fazlasıyla istekli ve artan yabancı düşmanlığı konusunda bir haber patlatmanın fırsatını kolluyorlar – örneğin, bu sene Lindsey petrol rafinerisine dair olay medyanın yalnızca “İngiliz işleri İngiliz işçiler için” pankartlarına yoğunlaşarak tek bir boyutuna indirgediği çok boyutlu, karmaşık bir olaydı. Anaakım partiler de seçmenlerini oy vermeye teşvik edebilmek için BNP tehtidini olduğundan büyük gösterme eğilimine girebiliyor. Bütün bunlar BNP'nin popülaritesinin arttığı olasılığını yok saymamakla birlikte, bize bunu varsaymakta çok aceleci olmamamız gerektiğini hatırlatıyor.
BNP yeni taraftarlar edindiği ölçüde bunun nedenlerinden bir kısmı anaakım partilerin normal seçmenlerin kaygılarından yalnızca bir kısmına cevap veriyor olması. Örneğin, siyasetçiler çok ender olarak insanların gündelik hayatlarında yaşadıkları ekonomik sorunları anlamlı ve siyasi kararların önemli olduğunu ima eden bir şekilde açıklıyorlar. Bunun yerine insanlar “ekonomi” denen o en soyut ve esrarlı kavramın sağlığına dair bir rakamlar kalabalığı ile karşı karşıya kalıyor – bir sürü seçmene göre bunun kendi hayatlarıyla çok az bağlantısı var.
Sürekli karşı konulamaz küresel ekonomik güçlerden bahsediliyor ve politilakarın onları kontrol edebileceğine dair çok az vurgu yapılıyor. Kamusal tartışmalar anlaşılması çok güç kavramlar üzerinden yürütülüyor – son zamanlardaki kantitatif gevşetme tartışmaları gibi. Dolayısıyla BNP gibi bir parti gelip de algılanan sorunlara basit çözümler önerdiğinde ve bunu anlaşılabilir bir dilde, küreselden ziyade yerel bir odak ile yaptığında başarılı olabiliyor. Dolayısıyla sorun BNP'nin cazibesinde olduğu kadar anaakım partilerin başarısızlığında.
GÖÇMENLER SİYASİ KOMİSYONLAR KURMALI
- Avrupa'daki göçmen nüfusun kendilerine karşı yükselen siyasete dair yapabilecekleri ne var?
Burada yapılacak temel şey bu siyasete karşı çıkan göçmen olmayan gruplarla siyasi koalisyonlar kurmak olmalı. Karşılaştıkları zorlukların öznelliğine vurgu yapmak ve bunlarla tek başlarına baş etmeye çalışmak yerine, benim umudum göçmen nüfuslarının göçmenlik ayrımını aşan geniş koalisyonlar arayışına girmesi. Hepsi olmasa da bu sorunların çoğunun kaynağı ekonomik ve bu da bu çizgide dayanışma için bir sürü fırsat olduğunu ima ediyor.
YENİ VE KİTLESEL BİR PARTİ Mİ ÇIKACAK?
- Guardian gazetesi geçtiğimiz günlerde AP seçimlerinde İngiltere seçmeninin yaklaşık yüzde 50'sinin azınlık partilerine oy vermeyi düşündüğünü açıklayan bir anket yayımladı. Bunun arka planındaki algılar nedir ve İngiliz siyaseti için ne gibi uzun dönemli sonuçları olabilir?
Tekrar bir tavsif ile başlamak gerekirse, küçük partiler 2004 AP seçimlerinde genel olarak başarılı oldular fakat yaklaşan seçimlerde daha az başarılı olabilirler. 2004'ün başarılarından biri Bağımsız Parti'nin (UKIP) önemli ölçüde Muhafazakar Parti’ye dair genel memnuniyetsizliğine bağlıydı. Fakat muhafazakarlar tekrar revaçta. Dolayısıyla önemli sayıda seçmenin UKIP'ten Muhafazakâr Parti’ye dönüş yapmasına tanık olabiliriz.
Küçük partilerin AP seçimlerinde ulusal seçimlere nazaran daha fazla şansı var: Orantısal temsil, vatandaşların oylarının boşa gitmesi kaygısı taşımadan onlara oy verebilmelerini sağlıyor. Westminster'da da orantısal temsil kabul edilmediği sürece bu eğilimlerin İngiliz siyasetinde tekrar etme olasılığı az. Tabii tahmin edilmesi güç bir etmen daha var, bu da İngiliz parlamenterlerin harcamalarının açıklanması sonrasında yaşanan ve siyasi elitlere yönelik olağanüstü derece yüksek sükût-u hayal.
Buradaki öfkenin ne kadar içten olduğunu çok açık değil – kesinlikle medya tarafından dürtüklendi- fakat çoğunun devlet karşıtı bir gündemi var ve baktıkları yerde siyasetçi karşıtı öfke görmeye hevesliler. Bu derin ve kalıcı mı ya da oy verme trendlerini etkileyecek mi, ayrı bir mesele. Eğer memnuniyetsizliğin gerçekten de yüksek olduğunu varsayarsak, bu siyasi parti liderlerinin toplumun genelinden kopuşunun bir parçası olarak görülmeli – bu eğilim ise daha genel ve böyle skandalların ötesine geçiyor.
Eğer sonuç itibariyle seçmenler nasıl oy vereceklerine karar verirken geniş bir parti yelpazesini göz onunde bulundururlarsa, bu, demokrasi için olumlu bir sonuç olabilir. Fakat İngilitere'nin orantısal olmayan seçim sistemi bu eğilimi oldukça engelleyecektir. Bu engel ışığında sonuç, seçimlere katılımın azalması yönünde de olabilir. Bu durumda ise kitlesel bir cazibeye sahip yeni bir partinin oluşması olasılığına bakmak lazım – bu da tahminen mevcut anaakım partilerden birinin içindeki bir bölünmenin sonucu olacaktır.