Ahmet Özal ile Söyleşi: Hala kirada oturuyorum


Hamza Aktan

Edirne'deki yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınıp serbest bırakılan Ahmet Özal: Operasyonun benimle bir ilgisi kalmadı. Babamı şehit olarak gören annem, bir aileye bir şehit yeter diyerek siyasete girmemi istemedi.

En son 2002'de Malatya milletvekili olarak Meclis'te görmüştük. Önceki hafta ise gözaltına alınırken... Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi'nin de tutuklanmasına neden olan Dede operasyonunda bir takım 'organize işler' yapmakla suçlanıyordu. Ancak, kısa zamanda operasyonun kapsamından çıktı, bir akşam gözaltında kaldıktan sonra savcılık kararıyla serbest kaldı. Açıklama tarihi ve yeri kafalarda soru işaretleri yaratsa da, baba ocağına geri dönüp, dümeni devralacağını ilan etti. Babasının kurduğu partinin genel başkan adayı olduğunu böylece duyurdu. Gözaltına alındıktan hemen sonra adaylığını açıklamasına kendisi de espriyle yaklaştı, durumunu Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cezaevinden çıkışına benzetti: "Benimkisi daha kısa dönem olsa da..."

Özal'ın gözaltına alınma nedeni, Yerel Yönetim Şirketi isimli fimranın iki ortağı, şu anda tutuklu olan Mustafa Selçuk ve Mehmet Altunhan ile olan temasıydı. Özal'ın aktardığına göre, Selçuk ve Altunhan, Belediyenin içme suyu şebekesinin ihaleleri için yurtdışı bağlantıları nedeniyle yardım istemişler, fakat bu kişilerle herhangi bir anlaşma yapmamıştı. Katar Emiri ile ihale pazarlığı yaptığı iddiasına Özal, "Katar Emiri ile görüşmedim bile" yanıtını veriyor. Öteki Arap işadamlarıyla yaptığı görüşmelerin de şahsi iş ilişkilerinden kaynaklandığını söylüyor.

Söyleşimizde söz döndü dolaştı, babasının vefatına dair şaibelere geldi. Özal, bu konuda önceden söylediklerini tekrarlıyor: Turgut Özal, Sovyetlerin dağılmasından önce, Kafkaslarda 'Birleşmiş Türk Devletleri' gibi bir büyük Türk devleti-pazarı kurmayı düşünüyordu. Bu da Rusların veya başka süper güçlerin işine gelmiyordu. Bu tez üzerine "Dolayısıyla siz fail içeride değil, dışarıda diyorsunuz" sorumuza 'kesinlikle' yanıtı veriyor.

- Uzun zamandır görünmüyordunuz. Bu operasyonla yeniden gündeme geldiniz. Bu uzak kaldığınız süre boyunca neler yaptınız, şu anda neler yapıyorsunuz?

Benim bir Katar ziyaretim olmuştu. Petrol fiyatları çok artınca petrol ülkelerinde çok büyük işler başladı. İnşaat, ticaret, alışveriş... Oralarda eskiden kalan dostluklarım var, oranın işadamlarını tanıyorum... Türkiye'de Kanal 6 dışında hiçbir iş yapmadım. Türkiye'de iş hayatına girmedim ben, zaten babam böyle bir şeye müsaade etmezdi. Babamın vefatından sonra da hiç girmedik. Devletle iş yapmayı sevmiyorum. Çünkü yapmadığın halde bile başını belaya sokabiliyorsun. Onun için yaparsan zaten başını belaya sokarlar. Bu böyle. Onun için bir iş ailesi değiliz biz. Biz bir siyasi aileyiz. Ben dolayısıyla kendime yurtdışını seçtim, orada ticaret yapmayı düşündüm. Onun için bu Katar gezilerini yaptım. Daha bir şey yapmış değilim. Bunlar sadece görüşme, anlama, tanıma gezileri. Eğer olursa yurtdışında iş yapmak istiyorum. Bir de biliyorsun milletvekili emeklisi oldum, oradan alıyoruz 4 milyar maaş.

DEVLET BATMADIĞI SÜRECE MAAŞIMI ALIRIM

- Maaşınız düzenli yatıyor mu?

Allah'a şükür. Devlet batmadığı sürece alırım paramı. (Gülüyor.) Zaten milletvekillerine verdikleri imkanlar da Türkiye'deki şartlara göre çok iyi imkanlar.

- Edirne operasyonunda sizinle ilgili soruşturma tamamen bitti mi? Yine gözaltına alınabilir misiniz?

Hayır, öyle bir ihtimal yok. Zaten dört ayrı operasyon var, ben bir tarafıyla ilgili olarak alındım. O da Mustafa beyden, onların benle telefonla konuşmasından dolayı. Onların telefonları dinlenmiş ama benimki dinlenmemiş hiçbir zaman.

- Arkadaşlarınız olan Yerel Yönetim Şirketi'nin iki ortağı Mehmet Altunhan ile Mustafa Selçuk yolsuzluk operasyonundan tutuklu olarak yargılanacaklar. Onlarla arkadaşlığınızı gözden geçirecek misiniz?

Hiçbir insan suçu ispat edilene kadar suçlu olarak gösterilemez. Ben de çok merak ediyorum tabii ne yaptılar da bu hadise patladı... Bunun sonucunda tabii karar veririz.

KAMYONCU DA OLDUM YER DE SÜPÜRDÜM

- Yerel Yönetim Şirketi'nin sizinle bağlantı kurmasının nedeni olarak 'viz-yonunuzun' etkili olduğu yazıldı. Bu 'viz-yonla' ekonomik alanda iyi işler yapabiliyor musunuz?

Ben hep yurtdışında çalıştım. Ticaret, inşaat gibi kendi çapımda işler yaptım. İş hayatına on beş yaşımda başladım. Amerika'da lise talebesiyken Mc Donalds'da yerleri süpürerek işe başladım, benzincide çalıştım, kamyon şoförlüğü yaptım. 15 yaşından beri yapmadığım iş kalmadı. Çünkü babam bir devlet memuruydu sonuçta, sanayici, işadamı değildi. Ama Türkiye'yi, devleti ilgilendirmediği sürece benim de kendime göre bir çevrem var ve bu insanlarla ilişkiye geçmem, onların benden bir şeyler istemesi çok doğaldır.

- Arap işadamlarıyla yaptığınız görüşmelerden sonra onlarla bir anlaşma yakın görünüyor mu?

Hayır daha bir şey yapmadık. Ne var ne yok tanımaya çalışıyoruz.

- Hangi ülkede çalışıyorsunuz?

Şu anda bir ülkede çalışmıyorum. Katar, Libya, Suudi Arabistan ve Kazakistan'la çalışmayı planlıyorum. Buralarda tanıdıklarım, görüşmelerin var ve bunlar sürecek.

ANNEM SİYASETE SICAK DEĞİL

- 80'ler ve 90'ların yarısına kadar Türkiye'de en çok konuşulan aile sizin ailenizdi. Şu anda aileniz ne yapıyor? Bir özet verebilir misiniz?

Annem, evinde tek başına oturuyor. Annemin yaşantısı zaten gazetelerde var. Zaman zaman bazı sosyal aktivitelerde, kadın güçlendirme gibi çeşitli vakıflarda zaman harcıyor. Kardeşim Efe, Kanal Market vardı bizim eskiden, uydu üzerinden yayın yapıyor, oradan mal satıyor. Zeynep'in de arkadaşlarıyla küçük bir emlak ofisleri var. Emlak işiyle uğraşıyor. Ev bulma, kiralık bulmak gibi...

- Aileniz siyasete yeniden girme kararınıza nasıl baktı?

Valla annem, şöyle söyledi bana; Ahmet ben senin esas itibariyle siyasete girmeni istemiyorum. Bir aileye bir şehit yeter...

- Anneniz babanızı şehit olarak mı görüyor?

Evet şehit olarak görüyor. Annem bana daha sonra, "ancak, seni rahat bırakmayacaklarını ve mecburen bir gün girmek zorunda kalacağını da biliyorum. Girecekmiş gibi de hazırlıklı ol" dedi. Kardeşlerimin de bir telkini olmadı.
Askerin muhtırası halkı kızdırdı
- Başbakanlığı hedeflediğinizi söylediniz. AKP yüzde 47 oranında oy almışken bunu nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?

Sen o yüzde 47'nin AKP'de durduğunu mu düşünüyorsun. Önce o yüzde 47'yi niye aldığını analiz etmen lazım. Bazı hatalar yapılmasaydı AKP'nin alacağı oy yüzde 30'ları bulmazdı.

- Neydi o hatalar?

Bir: Cumhuriyet mitingleriyle, halkı kızdırdılar. İki: Askerin muhtırası, halk buna da kızdı. Üç: Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 olayı, Anayasa Mahkemesi'nin kararı oldu, bununla da halkı kızdırdılar. Bütün bunlar halkı kızdırdığı için AKP de alması gereken oyun iki mislini aldı. Mağdur edildiler çünkü, halk da mağdurun yanındadır.

HALA KİRADA OTURUYORUM

- Üç yıl önce kirada oturduğunuzu söylemiştiniz. Şu anda nasıl ekonomik durumunuz?

Hâlâ kirada oturuyorum. Türkiye'nin ortalamasından daha iyiyim ama herhalde.
Bir yandan da uluslararası şirket ve işadamlarıyla görüşüyorsunuz. Bu da kirada oturmanın ötesinde bir iyi duruma işaret ediyor. İş yapmak, ilişkilerle ilgilidir. Yurtdışında da bağlantıların iyiyse o adam sana mal satar, tanımadığına değil. Bunlar da sermaye değil, ilişki gerektiren işler.

- Babanızın George Bush, Margaret Thatcer gibi isimlerle samimiyeti ileri düzeydeydi. O zamandan kalma temasınız var mı hâlâ?

Var. İki yıl önce Amerika'ya gittiğimde randevu alıp baba Bush'la iki saat görüştüm, geçmişe dair konuştuk. Şimdi de istesem randevu alırım.

- Babanız, Kürt sorununun çözümü için şu an konuşulmayan bir formül düşünüyor muydu?

Hayır, ben onu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum; kafasında bu sorunla ilgili bir çözüm vardı. Özellikle son Orta Asya seyahatinde "döndüğüm zaman bazı riskler alacağım ve bu işi bitireceğim" dedi. Ama geldikten iki gün sonra vefat etti. Onun için kafasındakini bilemiyorum.

ÖZAL BÜROKRATTI ERDOĞAN SİYASETÇİ

- AKP'yi dönemin ANAP'ına, Tayyip Erdoğan'ı da Turgut Özal'a benzetenler var. Siz nasıl bakıyorsunuz?

AK Parti'nin oy tabanı eski Anavatan'ın oy tabanıdır. AK Parti oylarını rahmetli babamın dönemindeki ANAP'tan aldı, başka hiçbir yerden almadı. Bugün AK Parti'ye oy verenlerin yüzde 90'ına sorun, eskiden ANAP'a oy verdiklerini söylerler. Taban aynı taban aşağı yukarı.

- Liderlerin karakterleri peki?

Turgut Özal'la Tayyip Erdoğan arasında iki tane fark var. Erdoğan çekirdekten yetişme bir siyasetçi, 16 yaşında başlamış siyasete, gençlik kollarında. Özal'sa 56 yaşında girdi siyasete. O güne kadar bürokrat olarak çalışmış. Siyasete girmek de istemiyordu, bana "ben siyasete girmek istemiyorum evladım" demişti. 56 yaşında kalp hastasıyken girdi siyasete. Hiç siyasete girmemesi lazımdı. 30 küsur sene hep bürokrat olarak çalışmış ve Türkiye'nin envanterini ve kanunlarını çok iyi bilen bir bürokrattı. Tayyip beyse hep siyasi tarafında bulunmuş. Fark şu: Biri devleti yeni tanıyor, öbürü hayatı boyunca devleti tanıyarak yapmış. Birisi çok iyi bir siyasetçi, siyaset yapmayı çok iyi beceriyor, rahmetli babamsa siyaseti daha iyi bilmez, icraatı bilirdi. Ben ikiye ayırıyorum siyasetçileri; iyi siyasetçilerle devlet adamları. Babam siyasetçi değil, devlet adamıydı.

* Kaynak: Yeni Safak Gazetesi
* Yayın tarihi: 14/03/2008