Karikatür yurttaş


Hamza Aktan

Son zamanlarda esas tartışma konularının başında gelen Tarih ders kitaplarından başka dersler üzerinde de çalışan akademisyenlerin kitapları gösteriyor ki yıllardır süregelen eğitim dili insana aslında bilimin/ çağdaşlaşmanın dışındaki her tür geriliği/ vasatlığı doktrine eder türden. Eğitimli cahiller üretmeye odaklı bir devran. Bu yorumu güçlendiren, dumanı üstünde bir kitap var elimizde;
Aylin Kılıç Oğuz'dan, Fedakâr Eş-Fedakâr Yurttaş.
Oğuz'un kitabı, bir yandan 'makbul yurttaş'ını arama ve yaratma uğraşında bir devlet olan Türkiye'nin ne yollara başvurduğunu gösteriyor, bir yandan da -daha spesifik olarak- okullarda verilen bir dersin hangi kodlarla örülü olduğuna dair önemli veriler sunuyor.
Bilgi Üniversitesi Türk Devrim Tarihi Araştırma Merkezi'nde öğretim görevlisi olan Oğuz, 1970-1990 yılları arasında ortaokullarda (ilköğretimde) okutulan Yurttaşlık Bilgisi ders kitaplarının nasıl bir içeriğe, dolayısıyla ideolojiye sahip olduğunu araştırmış. Oğuz, kitabının neredeyse yarısını özgül olarak araştırmaya ayırırken diğer yarısını da belki ders kitaplarını hazırlayanlara nispet yaparcasına yurttaşlık araştırmalarına, tartışmalarına ayırmış. Böyle yaparken de kimi zaman dolaylı kimi zaman da dolaysız biçimde, yurttaşlık kavramı ve gerçeğinin kesinlikle bize yurttaşlık ders kitabını hazırlayanların anladığı türden bir formda olmadığını ortaya koymuş. Oğuz'un kitaplara yönelik taraması ve bundan çıkardığı okumalar birbirinden ilginç, birbirinden düşündürücü.
Şu önbilgiyle açalım; Türkiye'de okutulan Yuttaşlık Bilgisi kitapları yurttaşlık tanımına hiç yer vermeyen kitaplar. Peki yurttaşlığı tanımlamayan ve ona dair tartışmalardan da haberdar etmeyen bu kitaplarda neler var? Yanıtı: Toplumu bireylerden hareketle değil, topluluklar ve daha çok da millet esasına dayalı bir paradigmayla izah eden didaktik metinler.
Aylin Kılıç Oğuz, malzemesi bol bir alanda çalışmış ki, insanı dehşete düşüren örnekler bulmakta hiç zorlanmamış.... Cumhuriyet'in düzgün/uyumlu ve sorun çıkarmayan bir toplum ve bir yandan da 'imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle' yaratma sevdası kitap metinlerine birbirinden karikatür örneklere dönüşerek yerleşmişler. Toplumun bir 'organizma' olduğunu, dolayısıyla bireyin pek bir inisiyatif sahibi olmadığı ve olmaması gerektiği düşüncesi zamanın Yurttaşlık Bilgisi kitaplarında yer bulmuş.
'Yurdunu ve dinini sever'
Bireyi dışlayan, ırk olarak Türklüğü yüce tutan Yurttaşlık Bilgisi kitapları 1980'lere gelindiğinde teoride dahi olsa "laik-seküler" bir ülkede yaşandığı bilgisini de kulak ardı edip Türk-İslam propagandası yapmaya girişiyor. Örneğin: "Tarih, inançsız toplulukların varolmadığını gösteriyor."; "Türkler yurtlarını ve dinlerini çok severler. Her Türk köyü okulunun yanında cami yaptırır. Türkler dinlerine bütün kalpleriyle bağlıdır."
Anlatma iddiasında olduğu kavramı tanımlamayan Yurttaşlık Bilgisi ders kitapları, anlattıkları şeyi de tahrif edip art niyetli bir manzara yaratıyor. Yurttaşlığı devletin bekası çevresinde ele alan kitaplar, öğrencilere vatandaş olmalarından kaynaklı hakları değil, ödevleri ezberletme yarışına giriyor. Bu çerçevede sarfedilmiş cümleler de hayli didaktik: "Siyasi hak ve özgürlükleri kullanırken daima yurdun ve milletin çıkarları göz önünde bulundurulmalıdır." "Topluluğun sınırlandırdığı hak ve hürriyetlerimizle yetinmek, her iyi yurttaşın daima göz önünde bulunduracağı düşünceler olmalıdır."
Fedakâr Eş-Fedakâr Yurttaş, geniş teorik arka planı ve doğrudan örneklerle memleket tedrisatından geçmiş birey olamamış bireylerin ne yazık ki karikatür yurttaşlara dönüşme riski bulunduğunu; bu olmasa bile eğitimin diline karar verenlerde böylesi bir anlayış olduğunu çarpıcı biçimde bize gösteriyor. Aylin Kılıç Oğuz'un özenli araştırması ve sunduğu kaynakça da bu alanda çalışmak isteyenlere ayrıca önaçıcı bir imkan sunuyor.

* Kaynak: Radikal Gazetesi
* Yayın tarihi: 15/02/2008

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=860378&Date=25.07.2010&CategoryID=40