İslami Güzin Abla Efser Selamet ile söyleşi: Her Yiğidin Bir Yoğurt Yiyişi Var


Hamza Aktan

Efser Selamet, Milli Gazete'de 'sosyal psikolog' titriyle hergün kendisine gelen mektuplara yanıtlar veriyor. Kişisel sıkıntılarını anlatan okurlarına 'Derde Deva' isimli köşesinde hem psikolojik hem dini önerilerde bulunuyor. Kendini yalnız hissettiğini söyleyen okuruna "Rabbimize sürekli dua edin. O'nunla konuşun. İsteklerinizi O'ndan isteyin." gibi tavsiyeleri var. 1993 yılından beri gazetecilik yapıyor Efser Selamet. 10 yıl Yeni Şafak'ta, bir süre Zaman'da, en son da Milli Gazete'de çalışmaya başlamış. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden sosyoloji mezunu, yüksek lisansını da İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde yapmış. Günde en az 30 mektup alıyor. Bürosu, meşhur Semranım'ın (Semra Yücel) evinin bulunduğu sokakta. Mahalle sakinleri olarak Semranım'ın med-yatik çıkışları karşısında pek de şaşırmamış-lar. "Semra hanım, eskiden de sinirli ve fevriydi" diyor gülerek. İtikadı elden bırakmayan genç Güzin Abla sorularımıza gayet sakin yanıtlar verdi.

» Sizin için kullanılan "İslami Güzin Abla" tabirini nasıl karşılıyorsunuz?
Bu tabiri çok yadsımıyorum. Çünkü Güzin Ab-la'yı bizim halkımız çok sever. Küçümsemiyo-rum, bilakis beğeniyorum. Güzin Abla ile aynı kulvarda değil ama yine de benzer bir çalışma yapıyorum. Benim yaptığım biraz daha bilimsel, sosyal psikoloji adına tanı ve teşhis koymak yönünden ayrı duruyor.

» İnsanların psikolojik sıkıntılarına bazen bu bilimin kelimeleriyle; bazen de dini kelimelerle karşılık veriyorsunuz. Bu, psikoloji biliminin ne kadar kabul edeceği bir şeydir?

Bu soruya vereceğim cevap "iman terapisi" dediğim noktaya gelecek.

» İman terapisi ne demek? Var mı böyle bir kavram?
Hayır, böyle bir kavram yok. Bunu ben kendim geliştirdim. İnsanların sıkıntıları, ruhlarının istekleri doğrultusunda gitmemesi neticesinde cereyan ediyor. Yani bir insan sıkınüda ise, ben inanıyorum ki ruhları bir şey istiyor ve insanlar fiziksel olarak bu isteklerini karşılayamıyorlar. Bunun sonucunda da panik atak, sosyal fobi dediğimiz durumlar söz konusu oluyor. Böylece olayın özüne indiğimiz zaman bir zaafıyetin olduğunu görüyoruz. Müslüman olsun veya olmasın kişinin inancı bakımından bir zaafıyeti olduğunu düşünüyorum.

» Psikolojik sorunun kaynağı da inanç veya ruhta yaşanan gerilim mi oluyor yani?

Ruhtaki sıkınü çok önemli ama direkt olarak tek kaynak budur demiyoruz. Fakat genele bak-üğımız zaman ruhtaki sıkıntıya çevresel faktörler de, kişinin kendi takıntıları, fıtrattan gelen faktörler de etkili olabiliyor.

» Psikoloji bilim olarak bu söylediklerinizle ne kadar uyuşuyor peki? Veya meslektaşlarınızdan itirazlar alıyor musunuz?

Bugüne kadar hiç itiraz almadım, alırsam da çok yadırgamam açıkçası. Çünkü herkesin bir yoğurt yiyişi, bir tarzı vardır. Kendi çapımda terapiler geliştiriyorum. Çözüme daha kolay, daha akılcı ve daha insani biçimde nasıl ulaşılabilir? Bunun yollarını arıyorum ve bulduktan sonra da uyguluyorum.

» Sizi şaşırtan veya 'uçuk' denebilecek ne tür mesajlar alıyorsunuz?
Bize gelen en 'uçuk' örnekler eşcinsellikle alakalı. Ki bence uçuk değil ama halkımız arasında konuşulduğu zaman insanların tepki gösterdiği örnek dediğimiz zaman eşcinsellikle ilgili örnekler geliyor. Geçenlerde bir kitap çalışmamı tamamladım. Ortaya sık sorulan on tane belirgin sorun çıktı. Bunlar da panik atak, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozuklukları, kişisel bozukluklar gibi somatizasyon dediğimiz histeri gibi on tane madde.

» Güzin Abla eşcinselliği hastalık olarak görüyor. Size de eşcinsellikle ilgili 'şikâyetler' geliyor anlaşılan. Eşcinsellik yorumunuz nedir? Mesela eşcinsellikle ilgili şikâyeti olduğunu söyleyen birine ne öneriyorsunuz?
Eşcinsellikle ilgili şu anda yüzde yüz başarı elde edilmiş hikâyeler yok. En azından benim ulaşabildiğim öyle bir hikâye yok.

» Başarı derken neyi kast ediyorsunuz?
Yani "eşcinselliği tedavi ettim" diyen bir örnek yok. Bu noktada benim çalışmalarım devam ediyor. Bu konuyu son zamanlarda özellikle ilgi alanıma aldım.

» Neden?

Yani eşcinsel dediğimiz insanların iç sıkınüsını hissediyor olmak. Onların ne durumda olduğunu hakikaten empati kurarak anlamaya çalışüm ve gerçekten de sıkıntıdalar fikrine vardım. Böyle bir handikap içinde olan insana da yardımcı olabilmek benim idealimdir.

» Yani eşcinselliği tedavi edilmesi gereken bir 'rahatsızlık' olarak mı görüyorsunuz?

Rahatsızlık diyemeyiz, bu bir durumdur. Birisi için eğer eşcinsel olması onu rahatsız ediyorsa çözüme gidilmesi gerekir. Şu anda bu konuda mesaj yollayan insanlara çok net şeyler söyleye-miyoruz. Bir kadının bir kadına duygusu varsa şayet, bir kadın fotoğrafına baktığı zaman odada kötü bir kokunun yayılmasını istiyoruz. Ama şu ana kadar yüzde yüz başarılı olduk diyebileceğimiz bir vaka hâlâ yok. Ama ciddi manada ideallerim arasındadır; eşcinsellikle alakalı problemleri olduğunu söyleyen insanların bu problemlerini gidermek.

» Dindar insanlara zaten bildikleri kelimelerle hitap ediyorsunuz. Bunun onların üzerinde bir etkisi oluyor mu?

Farkmdalık makamı dediğimiz bir makam var. Bir insan bir şeyi söyler ama bir de farkında olarak söylemek vardır. Görmekle bakmak arasındaki fark gibi. Tefekkür, tezekkür ve teşekkür dediğimiz tasavvufun üç sacayağı vardır. Bir insanın tefekkür etmesi, yani bir durumu sürekli düşünmesini farkmdalık makamı olarak görüyorum.

» 'Farkmdalık makamı' da sizin kavramınız mı?

Evet, bunu sürekli kullanıyorum. Bunun gibi 'hiçlik makamı' da derim. Makamı bir statü olarak düşünün. Bir psikolog eğitiminden sonra psikologluk unvanını alır; farkında olan kişi de farkmdalık makamına gelmiştir.

»İslami psikolojik öneriler
EFSER Selamet, gelen ilginç mektuplara kendine has tarzıyla yanıtlar veriyor. Bazen psikolojik terimlerle başladığı yazısına her an bir ayetten veya hadisten alıntı yapabiliyor. Yazılarını mutlaka Allah'a olan inanç veya bir başka dini vurguyla kapatmayı ihmal etmiyor. Bazı okurların mesajlarını ve Selamet'in yanıtlarını kısaltarak veriyoruz:

Soru: "Efser Abla, ben 19 yaşında bir kızım. Lütfen bana yol gösterin. Ben sürekli hastayım. Her gün başım ağrıyor. Midem bulanıyor."

Cevap: (...) Allah şifa versin. Şifa deyince aklıma geldi bak; Rabbimizin Yâ Şâfi ismini çekmeyi ihmal etme. Soru: ...Hayatımda en sevdiğim insanlardan biri olan babamı, ki çok severim ama onu görünce sürekli bir sataşma, dediklerine karşı çıkma eğilimim var. Her gün kavga ediyorum.

Cevap:
Anne ve babamıza ne denli iyi davranırsak, Allah'ın da bizi o denli seveceğini de hiçbir zaman unutmayın. Cennet, anne ve babaların ayağı altındadır. (...) Onlara ne mutlu ki anne ve babaları yanlarında yaşlanmıştır... manalarına gelen hadis-i şerifleri de hiç ama hiç unutmayın.

Soru: Sorunum ölümle ilgili. Ölümü takıntı haline getirdim. Her an Rabbimin diğer dünyasına teşrif etmek istiyorum.

Cevap: Ölümü arzulamak elbette güzeldir. Sevgiliye kavuşma anıdır ölüm. O'ndan uzakta olduğumuz her saniye, O'na ulaşmak için biraz daha sabırsızlanırız (...) İnsanlar hata yapabilir ama onları da Allah yarattı. Yaratılmışları Yaradan'dan ötürü sevmeliyiz.

Soru: Ben kendimi çok yalnız hissediyorum. (...) Bunalımdayım, yardım ederseniz sevinirim."

Cevap: (...) Rabbimiz, sevdiği kullarının sesini duymak ister. Sesini duymak istediği kullara da bol bol sıkıntı verir. Mühim olan bu sıkıntının aslında bir mükafat olduğunu anlamak ve mutlu olabilmektir. Rabbimize sürekli dua edin. O'nunla konuşun. İsteklerinizi O'ndan isteyin... Dost ister isen Allah (C.C.) yeter...

Soru:
Benim sorunum kalabalık önünde ve yetkili insanlarla konuşurken yüzümün kızarması.

Cevap: Yâ Allah, bismillah diyerek sunumunuzu yapmaya başlayacaksınız. Yüzünüzün kızarması Allah'ın size bahşettiği bir güzellik.

Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 23/09/2006

http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1159023707&year=2006&month=09&day=23