Zeynep Atikkan ile söyleşi: 11 Eylül Amerikası


Hamza Aktan

Amerika'nın son yüzyılda yaşadığı en büyük kâbusun üzerinden 5 yıl geçti. O günden sonra ABD başkanı George W. Bush'un söylediği gibi gerçekten de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Saldırıya uğrayan ABD bunu gerekçe gösterip tüm dünyaya tehditler savurdu, Irak'ı işgal edip korkunç insanlık suçlan işledi. İran gibi 'haydut devletler' diye gösterdiği ülkeleri menziline aldı, kendi topraklarında da toplumlar arası büyük bir gerilim havası yarattı.

Gazeteci Zeynep Atikkan, 11 Eylül 2ooı'den bu yana Amerikan toplumunun değişen algılarını ve gündemlerini ortaya koyan bir kitap hazırladı. Atikkan kitabında bir 'çete' olarak gösterdiği Bush ve şürekâsının çevresi yeni muhafazakârları, medyanın yarattığı dezenformasyonu ve muhalefet kültürünün gittiği yeri tartışıyor. Atikkan'm Amerikan Cinneti ismini taşıyan kitap, iki gün sonra, yani 11 Eylül'de Yapı Kredi Yayınla-rı'nca piyasaya sunulacak.

» 11 Eylül'den bu yana Amerika'daki toplumsal yapı ve entelektüel üretim genelde çok katmanlı olmayan ve tek-tipmiş gibi görünüyor. Gerçekte böyle mi, Amerikan toplumunun algısı beyaz-kara arasında mı yalnızca?
Amerika çok farklı ve büyük bir ülke. Genelleme yapmak zor ama gene de çok önemli ölçüde yeknesaklaştığını söylemek mümkün. Bir fikir olarak baktığımızda soğuk savaş sonrasında Amerika'da gündemde kalan iki düşünce var. Bir; Fukuyama'nın 'tarih bitti' tezi diğeri de Samuel Hunting-ton'ın 'uygarlıklar çatışması'. Bu iki düşünce de Avrupa'da çok büyük bir ilgi uyandırmadı. Hatta Fransa'da alay konusuydu. Amerika ise bu iki düşüncenin içine formadandı. Çünkü bunun getirdiği bir rahatlık vardı. 11 Eylül'den sonra Amerika uygarlıklar çatışması fikri (oysa önceden Mc Do-nald's'ların olduğu ülkeler birbiriyle çatışmaz deniyordu) içinde yoğruldu. Şu anda dikkat çeken şey, bu fikrin artık Avrupa'ya da ihraç ediliyor olması. Avrupa'da da yavaş yavaş bu fikirlerin zihinlere girdiğini görüyorum. Bu dönemde özellikle siyaset bilimine baktığınızda muazzam bir entelektüel boşluk görüyorsunuz. 90'lardan bu yana dikkat edin hep finansçılar-ikti-satçılar ön planda. Onların dedikleri dinleniyor. Aslında buna karşı bir yeni sistematik düşünce sunacak siyasi proje de yok.

» Yine de genele oranla 'marjinal' kalan, 'aykırı' düşünceler yok mu?
Muhalefet yok denemez elbette ama çok daha derin bir şey var; varolan muhalefet kültürü elden gidiyor. Beni endişeye kaptıran bu. iletişim çağındayız ama medyanın büyük şirketlerin eline geçmesiyle iktidarla artık çok içice olması muhalefet kültürünün silikleşmesine yol açıyor. Artık muhalefet etmek ayıp. Koskoca bir ülke düşünün ki; savaşa gidiyor ama niçin savaşa gittiklerini bilmiyor ve zaten yalan gerekçelerle gidiyor. Muhalefet yok mu; var. Ama bu, büyük TV'ler, gazetelere yansımazsa o zaman halk onu nerede görecek? Kitaplar çıkıyor ama insanlar bunları araştırıp da bulmaya uğraşmıyorlar. Bana sorarsanız artık demokrasinin ve siyasetin yeniden yapılma şekli internetteki blog sitelerine taşınacak.

» Kitapta blogların (son dönemde en popüler internet mecrası) önemli medya araçları haline geleceğini söylüyorsunuz. Şimdiye kadar blogların hanesine yazılabilecek bir başarı var mı?
Şu anda çok kaotik halde bloglar, çünkü daha çok yeniler. Ama mesela bugün bazı blogları okumadan da dünyadaki önemli gelişmeleri öğrenemezsiniz. Amerika'da 30 yaşın altındaki insanlar ne TV izliyor ne gazete okuyor, tamamen bloglara odaklanmış durumdalar.

» Sarsılmaz denilen Amerikan gücü 11 Eylül'le birlikte büyük bir yara almıştı. İnsanların ülkelerine duydukları güven de sarsılmıştı. Şu anda sokaktaki Amerikalı devletine nasıl bakıyor?
Hâlâ müthiş bir travma var. Irak'taki başarısızlık az da olsa biliniyor ama tam olarak yansıtılmadığı için Amerikalı, devletinden ve onun büyüklüğünden şüphe etmiyor. Fakat Amerikalılarda Irak'tan ziyade -Irak artık neredeyse gündemlerinde değil- başka bir endişe oluşmaya başladı. Artık asıl problem ekonomik. Çin'i çok merak ediyorlar mesela. Genç kuşak Amerikalılar ilk defa ekonomik hayatlarından endişe etmeye başladılar. Yeni yeni kafalarına kakılmaya başlanıyor: Dil bilmiyorsunuz, dünyayı anlamıyorsunuz. Matematiğiniz Avrupa ve Hindistan'ın gerisinde vs... Bu tür rekabete girdikçe eksikleri ve zaaflarıyla yüzleşiyorlar.

» Böyle bir yüzleşme var mı?
Elbette. Bakın Amerika'daki dinamikleri anlamak için kitapçılardaki kitapların başlıklarına bakmak gerekir: 2003'ün sonuyla 2004'ün başında 'biz imparatorluk olmalıyız' gibi imparatorluk üzerine yazılmış yüzlerce kitap var. 2005'e bakıyorsunuz Irak'ı bile konuşmuyorlar, Çin'i tartışıyorlar. Çin'in nereye gittiğini konuşuyorlar. Üniversitelerde Çin'le ilgili verilen konferanslar muazzam ilgi topluyor mesela.

»Think thank'ler (düşünce kuruluşları) 11 Eylül'den sonra daha mı fazla palazlandı ve arttı?

Bunlar aslında her zaman Amerikan demokrasisinde çok önemli rolleri olan kuruluşlar. Ama 90'lardan itibaren yeni muhafazakarlar siyasi yürüyüşlerini başlatırken think thank'lerden hareket ettiler ve o sıra lobilerden çok fazla para alıp desteklendiler. Irak savaşında daha bir güçlendiler ve New York'tan çok artık Washington'da kurulmaya başladılar. Think thank'çiliğin algısı da değişti. Kısa sürede medyada kendilerine yakın insanlar buldular ve insanların düşüncelerini etkilediler.

»11 Eylül Amerikan popüler kültürüne ne kadar malzeme oluyor?

Aslında pek malzeme olmuyor. Yalnız bildiğim kadarıyla Pentagon'un Hollywood'la yakın bir irtibatı var. Amerikan toplumu çok üretken bir toplum, ben 11 Eylül'le ilgili çok şey bekledim ama o konuda da muazzam bir boşluk gördüm. Piyesler, romanlar yazılır diye bekledim ama hiç rastlamadım. Çünkü buna talep yok.

» Irak'tan dönen askerlerin yaşadığı travmalar topluma yansımıyor mu?

Hayır, hiç yansımıyor. New York Times gibi büyük gazetelerde reklam şirketieri Irak veya ölmüş asker görüntülerinin verdikleri ilanla yan yana yayınlanmasını istemiyor.

» ABD medyasıyla kıyaslandığında Türkiye medyası nasıl görünüyor?
Bizimki onların kötü bir kopyası. Yalnız şunu diyebilirim; bizim medya 1 Mart tezkeresinin çıkması için çok çaba sarfetti ama başarılı olamadı. Amerikan medyasıysa Amerikan halkını Irak savaşını destekleme görevini başarıyla yerine getirdi.

» 5 yıldır etkileri tartışılıyor ama 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren faillerin bu olayla neyi amaçladığına dair ortaklaşmış bir görüş yok gibi. Bu konuda bir netlik var mı?

Bu benim tartıştığım bir tez değil ama bildiğim bir şey varsa; Amerika'nın yeni bir dünya düzeni kurmak için kullandığı bir milat 11 Eylül. ABD 21. yüzyıl'dan ne beklediğini bu olayla başlattı.

» Türkiye'yi nasıl görüyorlar?
Türkiye bölgede etkili bir güç olduğu için bir ayak bağı olarak görünüyor. Başlarını ağrıtacak bir ayak bağı. İdeolog gibi yaklaştıkları için farklı bir düşünceye tahammülleri yok. Eskiler, yani realistler biraz daha farklı bakıyorlar. Fakat onların da ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik net bir fikri olmadığı için Türkiye'yi tam analiz edemiyorlar.

» ABD'nin İran'a olası bir saldırısında Amerikan toplumu yönetime aynı desteği verecek midir?

Verecektir. Eğer İran saldırısını da Irak'ta yaptıkları gibi aynı senaryoyla sunarlarsa Amerikan toplumu destek verir. Çünkü çok acayip bir manipü-lasyonla hareket ediyorlar. Destek vermeyeceğini düşünsek bile engel olmaya çalışmayacağını söyleyebiliriz.

» Neo-Conlar inanılmazlar
» Kitap için yüzlerce görüşme yapmışsınız. Ezberinizi en fazla zorlayan görüşmeler hangileri oldu?
Hemen her görüşmede çok ilginç boyutlar yakaladım. Benim gibi düşüneceğini, daha doğrusu belli bir muhalefetin içinde olmasını beklediğim insanların -ki onların çoğu Amerika'daki Demokratlar olabilirdi- Irak savaşını desteklediklerini ve acayip bir kabulleniş içinde olduklarını gördüm. Bir de tabii neo-conları (yeni muhafazakârlar) merak ediyordum. Onların söylediklerini duymak bile çok şaşırtıcıydı. Bu çağda bunlar nasıl konuşulabilir diye düşünüyordum. Yani "ABD'nin dediği mutlak doğrudur ve ona itaat edilecek..." Böyle bir zihniyetin bugün nasıl olabileceği ve bunun nasıl hiçbir sansüre bile uğramadan telaffuz edilebileceğini görmek çok şaşırtıcıydı doğrusu.

» Neo-con'ları önceden de biliyordunuz ama herhalde yüz-yüze görünce daha bir şaşırmış olmalısınız...
İnanılmazlar. Vücut dilleri bile diğer insanlardan farklı. Konferanslarında salondaki dinleyici kitlesi bile farklı. Son derece radikal bir partinin genel kurulunda hissediyorsunuz kendinizi. Gelen insanlar bilenmiş, neredeyse yumruklar sıkılmış, herkesin muazzam bir dikkat içinde olduğu bir ortam var... Amerika'da artık entelektüellerin dünyasının bittiğini, ideologların dünyasının ön plana çıktığını gördüm. Yeni muhafazakârlar işte bu ideologlar. Çok fazla derinlikleri yok ve sloganlarla konuşuyorlar. Önceden eleştirel kabiliyeti olan insanlar tanımıştım ama anlaşılan kısa sürede tedavülden kalkmışlar.

İLK SERBEST GAZETECİLİK DENEMESİ
» Amerikan Cinneti serbest gazetecilik çalışmanızın ilk ürünü. Serbest çalışıyor olmanın farkları ne?
Bu benim ilk şerbet gazetecilik denemem, bundan sonra da böyle gidecek görünüyor. Bu kitapla serbest gazeteciliği keşfettim aslında. Ulaşmak istediğim haber kaynaklarına ne yapmak istediğimi belirtiyordum ve genellikle de ilgi uyandırıyordu bu. Ondan sonra da hepsi olmasa bile ulaşmak istediklerimin çoğuna ulaştım.

» Gazeteci için daha çok çalışılan kurumun kimliği kapıları açar...
Kurumlar o insana bir yere kadar imkânlar sağlıyor. Fakat batıda, Amerika'da serbest gazetecilik çok ileride; hatta diğerine kıyasla daha saygın bir yerde de denebilir. Çünkü serbest gazeteciler özellikle Irak savaşında çok ciddi işler yaptılar. Büyük medya iktidarın parçası, hatta sözcüsü haline gelince gazeteciler asıl görevlerini yapamaz hale geldiler ve serbest gazetecilerin yaptığı gazetecilik çok daha saygın bir hal aldı.

» Türkiye'de serbest gazeteciliği ancak hâli vakti yerinde birinin yapabileceği bir iş olarak görüyoruz.

Amerika'da burası gibi değil. Çünkü yaptıkları işlere bir talep var orada. Onlar zengin insanlar değiller. Getirdikleri haber ve röportajlar ilgi gördüğü için hayatlarını kazanabiliyorlar. Türkiye'de böyle bir izlenim var ama...

Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 09/09/2006

http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1157816882&year=2006&month=09&day=09