Sol Tartışıyor: Fidel'i Nasıl Bilirsiniz?


Hamza Aktan

Fidel Alejandro Castro Ruz... Küba devriminin mimarı, Ernesto Che Gueuara'nın yoldaşı. Geçen hafta, 13 Ağustos'ta hasta yatağında 80 yaşına merdiven dayadı. 20 gündür hayati tehlikesinin olduğu söyleniyor. Küba, hem kendi kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna Castro'nun sağlığının yerinde olduğunu göstermek için ara ara fotoğrajlar, görüntüler yayınlıyor. Son olarak Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez'in ziyaretinden haberdar olduk. "Castro'nun yatağından kalkabildiğim öğrendim. Hatta gerektiğinden fazla konuşuyormuş."

47 yıldır Küba'yı yöneten Castro dünyada 'tahtta' en uzun süre kalmış liderler arasında üçüncü gösteriliyor (İngiltere Kraliçesi İkinci Elisabeth ile Tayland Kralı Bhumibo! Adulyadej'den sonra). Siyasi hayatı boyunca 10 ABD liderini eskitip 638 defa ABD suikastlerine maruz kaldığı rivayet ediliyor. Bu nedenle "638 canlı" sıfatıyla anılıyor. (Hatta İngiliz Times gazetesi birkaç gün önceki nüshasında Fidel'i dokuz canlı kediyle dalga geçer vaziyette resmetmişti). Şu an yetkileri kardeşi Raul Castro'da toplanmış durumda. Tüm dünyanın gözlerini diktiği adada 20. yüzyılın en önemli siyasi figürlerinden biri olarak Fidel Castro hiç olmadığı ölçüde tartışılıyor şimdi. Hem yönetimi, hem kişiliğiyle...

Prof. Dr. TANER TİMUR: (Yıldız Teknik Üniversitesi- Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)
» KÜBA'NINKİ BİR MUCİZE
Fidel Castro, 1953'te Batista'nın mahkemesine çıkarıldığı zaman çürümüş diktatörlüğün hakimlerine değil, tarihe hitap eden bir savunma yapmıştı. Bugün aradan yarım yüzyıl geçti, Küba da, Lider Maximo da tarih oldular ve bir ölçüde de tarihi yazdılar. Bence bu tarih, kahraman ve fedakar Küba halkından çok Amerikan emperyalizmi açısından aydınlatıcı. Marx kapitalizmin gerçek insan haklan karnesi periferide belli olur dememiş miydi? Gerçi ABD, istediği gibi Küba'yı kana boğamadı; fakat onu karantinaya aldı, dünyadan tecrit etti, korku ve fakirlik içinde yok etmeye çalıştı. Koskoca Sovyet İmparatorluğu'nu çökerten bu çağdaş Moloch karşısında bu küçük halkın yaşam ve onur kavgasını biraz da bir mucize saymamız gerekmiyor mu?

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ: (Yazar-Gazeteci)
» MORALİN GERİSİNDE CASTRO VAR
(...) Ernesto Che Guevara, "Küba Bir İstisna mı Yoksa Öncü mü" başlıklı bir Küba Devrimi değerlendirmesinde, devrimin genel yasallıkları yanısıra kimi özgül özelliklerinin de bulunduğunu dile getirirken, "ilk, belki de en önemli, ve orijinal etken Fidel Castro Ruz'un kendisidir" diye yazmıştı. Devrimin tarihine içeriden bir bakış yalnızca Che'nin bu yargısını doğrulamakla kalmaz, Castro'nun devrimin önderliğinin tüm tarihsel gelişmesini kendi kişiliğinde cisimleştirmiş olduğuna ilişkin de pek çok kanıt sunar. (...) "Castroculuk", SSCB ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin tekil devlet çıkarları doğrultusunda uluslararası komünist harekete yön vermeye çalıştıkları '60'ların ve '70'ların dünyasında Leninist enternasyonalizm ilkesine yaklaşabilen tek etkili tavır oldu. (...) Küba Devrimi, üzerinden 30 yıl geçtikten sonra da enternasyonalizmin pratik bir hayat tarzı olarak yaşar kaldığı tek örnek; "Castroculuk" kendine özgü bir Marksizm versiyonu olma iddiasını hiç taşımadı ama bu canlılığı mümkün kılan pratiklerin gerisindeki zihniyetin ve moralin Castro'nun adıyla kaydedilmeyi hak ettiğine kuşku yok. [Bu metin Ertuğrul Kürkçü'nün "Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi"nin 5. cildindeki yazısından alıntılandı.]

Prof. Dr. KORKUT BORATAV: (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fak.)
» LATİN AMERİKA'NIN MEDAR-I İFTİHARI
Kendisi hiç kuşkusuz büyük bir devrimci, büyük bir siyaset insanı, Latin Amerika'nın medar-ı iftiharı olacak bir kişidir. Sosyalizmin bayrağını Latin Amerika'da çok olumsuz koşullara rağmen sallandırmaya devam etti. Ayakta durmayı başardı. Ülkesi ve Latin Amerika halklarının gurur kaynağı oldu. Bizim demokrasi sorununu yeniden tanımlamamız lazım. Halk kitlelerinin yönetime katılım düzeyi bakımından acaba Küba'mı yoksa Kolombiya mı daha demokratiktir diye sormak gerekir. Latin Amerika'nın iki ucunda olan iki ülkeye bakıp değerlendirme yaptığınızda bir sonuca varırsınız. Benim değerlendirmem o ki sıradan insanların yönetime katılma düzeyi bakımından Küba'nın Kolombiya'dan geri kalır bir yanı olmadığı gibi Kolombiya'nın Küba'dan çok şey öğreneceği var. Küba'yı rejimin öncesiyle karşılaştırmak lazım. Batista rejimiyle Castro rejimini karşılaştırmak lazım. Kübalılar şimdi daha özgürler elbette. Bu konuda hiç şüphem yok.

Doç. Dr. FİKRET BAŞKAYA: (Özgür Üniversite)
» BÜROKRATİK AMA...
Başlangıçta Fidel Castro sosyalist marksist bir formasyona sahip değildi. Fakat sürekli devrim zorunluluğu gerçeği onları bu noktaya getirdi. Dolayısıyla hümanist, burjuva demokrat perspektiften sosyalist bir perspektife evrildiler. Bu durum olayların, gelişmelerin zoruyla oldu. Emperyalist dünya sisteminin çevresinde yer alan tüm ülkeler için geçerlidir bu. Başka türlüsü de mümkün değildir. Fidel, tabii ki son derece etkileyici, karizmatik ve halkına güven vermeyi bugüne kadar başarmış bir şahsiyet. 20. Yüzyılın ikinci yansının en önemli siyasetçilerinden biri. Fakat Küba'daki rejim sonuç itibariyle -belki olayların zoruyla ama, -sovyederin haddinden fazla eddsi altında kalmak zorunda kaldı. Sovyeder kadar olmasa da bürokratik yapı oluştu. Herşeye rağmen bugüne kadar tutunmayı başardı. Küba'daki rejimin ablukalara ve baskılara rağmen daha uzun ömürlü olmasında Fidel Castro'nun kişilik özelliklerinin önemli bir payının olduğunu söyleyebilirim. Fakat nasıl ki Sovyetler'deki devrim tek başına çok fazla ileri gidemediyse Küba'nın da sağlıklı bir rotada ilerleyebilmesi Orta Ameraki'dan başlayarak bütün Latin Amerika'ya yayılacak bir devrim hareketine bağlı.

LEVENT TÜZEL: (Emeğin Partisi Genel Başkanı)
» DİKTATÖRLÜKLE SUÇLAMAK KOMİK
Castro özellikle emperyalizme karşı mücadelede simge olmuş, özellikle son yıllardaki ambargo karşısında halkıyla buluşan, tek yumruk olan, halkı için ekonomik ve siyasi bir politika izleyen bir lider olarak dünya halklarının gönlünde sempatik ve güvenilir bir yer tutmuştur. Burjuvazi ve gericilik kendi politikalarına ayak uydurmayan veya onay vermeyen muhalif sesleri ve liderleri çok kolayca diktatörlükle suçlamıştır. Demokrasi meselesine kimin için demokrasi sorusuna verilen yanıda yaklaşılmalı. Küba'da da çok açık ki geniş halk kesimlerinin istek ve çıkarlarına uygun bir yönetim izlenmektedir. Dolayısıyla Castro'yu diktatörlükle suçlamak abes ve komiktir

MURAT KARAYALÇIN: (Sosyaldemokrat Halkçı Parti Genel Başkanı)
» İKİNCİ DEVRİM DE FİDEL CASTRO'DAN GELECEK
Fidel Castro'nun bir an önce sağlığına kavuşmasını içtenlikle diliyorum. Ben Fidel Castro'yu bir devrimci önder olarak görüyorum. Fidel Castro Küba'dan geleceğin güçlü ve demokratik Küba'sının alt yapısını yaratmıştır. Belki tek parti yönetimi söz konusu olmuştur şimdiye kadar, bu doğru ama gelecekte çok partili bir Küba'nın da alt yapısı hazırlanmıştır. Çünkü Küba'dan toplum kesimleri arasından temel sektörler itibariyle, eğitim, sağlık, konut olanakları ve yaşama etkileyecek bütün alanlar itibariyle belki de dünya tarihinin görmüş olduğu en eşitlikçi düzen oluşturulmuştur şimdiye kadar. Böyle bir altyapının üzerine inşa edilecek demokratik Küba'nın belki de en önemli en çekici örnekleri verebileceğini düşünüyoruz. Küba'nın o aşamasını da, ikinci devrimini de Fidel Castro'nun gerçekleştireceğine inanıyorum.

KEMAL OKUYAN: (Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri)
» CASTRO'YU BEĞENEN BEĞENDİ!
Devrim öncesi Küba'da, sınırlı sayıda savaşçının eylemine halkçı bir karakter kazandırmak konusunda inat ettiği için; Batista rejiminden sonra komünistlerin iktidara gelmesinden ölesiye korkan ve Fidel'i "daha tercih edilir" bulan ABD'nin uzattığı kirli eli ittirdiği için; ülkesini bütün gerilik ve kısıtiara karşın sosyalist bir yola sokmak konusunda hiç tereddüt etmediği için; Gorbaçovcu ihanetin Küba'ya uzanmasını engellediği ve Sovyetler Birliği'nin yokluğunda emperyalizme direnmeyi becerdiği için; nihayetinde Latin Amerika'daki siyasi dengelerin değişmesi konusunda insan üstü bir gayret sergilediği ve kıtada küçümsenmeyecek bir devrimci odak yarattığı için Fidel benzersizdir. Tarihte hiçbir "kahraman", birbirinden bu denli farklı koşullarda siyaset üretmek durumunda kalmamış, bu koşulların öne çıkardığı sorunlara yaratıcı yanıtlar vermede Castro kadar başarılı olmamıştır. Bütün bunları bir despot yapabilir miydi? Kendi otoritesini halkın siyasete ve kuruluşa katılımı için delicesine kullanan ve toplumu ileri hedeflere kilitleyenlere despot ya da diktatör değil "önder" deniyor. Castro'yu beğenmeyenler onun yukarıda saydığım ve sadece bir tanesi bile insanı "tarihsel" kılacak başarıları benimsemeyenlerdir. Bir önemi yoktur, Fidel Castro Ruz'u beğenen beğenmiştir!

HAYRI KOZANOĞLU:(Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı)
» KOLTUKSUZ CASTRO DAHA FAZLA BİZİMDİR
Fidel'in Sierra Maestra dağlarından inip, diktatör Batista'yı devirişinin üzerinden 47 yıl geçmiş. O günden beri Küba tüm emperyalist saldırılara, Fidel'e yönelik 8oo'ün üzerinde suikast girişimine, Domuzlar Körfezi çıkartması benzeri komplolara karşın bir "sosyalizm adası" olmaya devam ediyor. İşsizlik, açlık yok; eğitim, sağlık hizmetlerinin kalitesi kapitalist dünyanın üzerinde, herkese açık ve tabii ki ücretsiz. Küba'da ortalama yaşam süresi 78 yıl ve çocuk ölümleri yok denecek kadar az. Demek ki Küba'da sosyalizmin eşitlik ideali büyük ölçüde başarılmış. Bizim gibi sosyalizmin özgürlükçü yönünü önemseyenler için demokratik, çoğulcu, katılımcı bir sosyalizmin eksikliği ciddi bir sorun. Rotasyon uygulanmadan Fidel'in 47 yıldır aynı koltukta oturmasını anlamak, basın özgürlüğünün eksikliğini onaylamak mümkün değil! Yalnız sosyalizmi bir tahayyülün ötesinde henüz bir gerçekliğe, ete kemiğe büründüremeyenlerin sert eleştirilere hakkı var mı? Emin değilim. Özgürlükçü bir sosyalizmi, hem insanların eşitlik içerisinde maddi hayatın tüm olanaklarından yararlandığı, gittikçe gelişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılayabildiği, hem de insanın özgürlüğünün gerçekleşebildiği, her türlü baskının ortadan kalktığı bir toplumu başaranların eleştiri hakları saklı. Şimdilik öyle bir toplum var mı? Korkarım yok. Son bir söz: Çin gibi ekonomik liberalizm, politik otoriterizm yolunu seçerse Küba'ya yazık olur. Ekonomik kamuculu-ğun yanısıra politik çoğulculuğa yönelirse hem Küba için, hem de tüm sosyalistler için hayırlı olur. Her şeye karşın Fidel Castro bizimdir. Hatta koltuksuz bir Castro daha fazla bizimdir.

DOĞAN TARKAN: (Devrimci Sosyalist işçi Partisi Genel Başkanı)
» KÜBA'DA SOSYALİZM'DEN BAHSEDİLEMEZ
Batista diktatörlüğünü yıkmış, Amerikan emperyalizmine 40 yıldır direnmiş Küba Devrimi'nin önderi olarak Fidel Castro açık ki saygı duyulması gereken bir devrimci. Bugün her sosyalist Küba'yı emperyalizme karşı savunmak zorunda. Ne var ki, Fidel Castro ve arkadaşlarının Küba'da yaptıklarını sosyalizmin uygulamaları olarak savunmak mümkün değil. Fidel Castro rejimi her şeyden önce işçi ve emekçilerin kendi iktidarı değil, Komünist Partisi'nin iktidarı. Oysa sosyalizm işçi sınıfının kendisini devlet olarak örgütlemesidir ve bu devlet doğrudan demokrasinin organları olan işçi örgütlenmelerine dayanmak zorundadır. Küba'da işçi sınıfının iktidar organları hiçbir zaman olmamıştır. Sosyalizmden söz etmek bu nedenle mümkün değil. Küba denince, iyi bir sağlık sistemi, bu rejimi sosyalizm olarak savunanların hemen öne çıkardıkları bir şey. Ama ne var ki, Türkiye gibi sağlık hizmetlerinin felâket olduğu ülkelerde Küba'daki sağlık hizmetleri göreceli olarak iyi olabilir, ama bunu sosyalizm olarak sunmak anlamlı değil. Sosyalizm, kamu hizmetlerinin gelişkinliğiyle ölçülmez; işçi ve emekçilerin, çalışan insanların üretime ve ürünlerin dağıtımına doğrudan karar verdikleri bir rejimdir. Sonuç olarak Küba, sosyalist olduğu için değil, ama emperyalizmin ağır saldırısı altında olduğu için savunmak zorunda olduğumuz bir ülke.

Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 20/08/2006

http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1156060778&year=2006&month=08&day=20