
Hamza Aktan
Her geçen gün mayın, savaş artığı mermi veya bombalar nedeniyle Güneydoğu'da çocuk ölümleri, yaralanmaları yaşanıyor. En son geçen hafta içinde Bingöl'de i çocuk yaşamını yitirdi, üç çocuk da mayına bastıkları için yaralandı. Bu vakalar yaşanırken kimsenin bir müdahalesi, çocuklara veya ailelerine yönelik eğitim çabası olmuyor. Mayın konusunda bilinçsiz çocuklar gördükleri yabancı cisimleri kurcalayınca olan oluyor. Mayın sorunu yaşayan Kolombiya, Kamboçya gibi ülkeler bu sorunun üstesinden gelmek için hem mayınları temizlemeye çalıştı hem de bu çaba sırasında ölümlerin yaşanmaması için insanları bilinçlendirme çalışmaları yürüttü. Türkiye'deyse buna yönelik çabalar ya yok, ya da çok cılız.
En son Meclis'in de desteğiyle ilk öğretim okullarına yönelik afiş çalışması yapıldı. Fakat bu projenin bir handikapı vardı; afişler okulların kapanmasına yakın bir zamanda; nisan ayında okullara asılmaya başlandı. Projenin yürütücüsü Mayınsız Bir Türkiye Girişi-mi'nden Muteber Öğreten, bu nedenle projenin nasıl etkiler bıraktığı hakkında henüz bir bilgi edinemediklerini söylüyor. Eylül ayında devam edecek proje kapsamında mayından en fazla etkilenen iller olan Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van'a toplam 4 bin 972 afiş yollandı.
MAYIN DERSİ VERİLSİN
Mayın nedeniyle yaşanan ölümlerin artması bu konuyla ilgili sivil örgütleri de yavaş yavaş harekete geçiriyor. Bu yönde ilk 'resmi' girişim, Eğitim Sen'den geliyor. Eğitim Sen Batman Şubesi, bir hafta sonra yapılacak toplu görüşmelerde ele alınması isteğiyle Genel Merkez'den "Kara mayınlarından korunma yöntemleri"nin ders kitaplarında yer almasına yönelik taleplerini iletecek. Şube başkanı Aziz Aksın ile şube sekreteri Remzi Özmen, hazırladıkları bir dilekçe ile bu taleplerini dile getirecekler. Eğitim Sen Batman Şubesi'nin talebi şöyle:
"Bölgemiz adeta bir mayın yuvası durumunda. Mayınlar temizlenene kadar belirli bir duyarlılığın oluşması şart. Bu duyarlılıkla birlikte mayından dolayı gerçekleşen çocuk ölümleri de ortadan kalkacaktır. Bu da ancak kara mayınlarından korunma yöntemleri ve bu mayınlar konusunda gerekli bilgilerin ders kitaplarında yer almasıyla mümkün olabilir. Bu konu hakkında çocukların kara mayınlarıyla ilgili gerekli bilgiye sahip olması ancak bu konunun okullarda anlatılması ve müfretada girmesi ile mümkündür."
MAĞDUR ÜLKELER SORUNU AŞIYOR
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi sözcüsü Muteber Öğreten; mayından etkilenen tüm ülkelerde eğitim çalışmalarının yapıldığını, Türkiye'nin de en kısa zamanda bunu gündemine alması gerektiğini söylüyor.
"Mayından etkilenen bütün ülkelerde uluslararası insani yardım kuruluşları bu konudaki yerel STK'larla ortak hareket ederek eğitim çalışmaları yapıyor. Önce okullarda ders olarak işleniyor, sonra da çocukların günlük hayatlarında kullandıkları defter, kalem ve benzeri araçlarda mayınla ilgili uyarılara yer veriliyor. Çocuk yalnızca okulda değil, günlük hayatında da mayının tehlikesine karşı kendisini uyaran çeşitli çizimler ve fotoğrafları sürekli görebiliyor. Halka yönelik olarak da köy köy, mahalle mahalle çalışmalar yapılıyor. Köyün ileri gelenlerinin etkisinden yararlanılarak köy halkına mayına karşı uyarı eğitimi yapılıyor. Mayınlı yerlerde yaşayanların alışkanlıklarını değiştirmelerine yönelik çalışmalar yapılıyor." Eğitim Sen Van Şube başkanı Özdal Üçer de, konunun bir ders olarak gündeme getirilmesi, çocukların ancak böyle bilinçlendirilebileceğini söylüyor. Üçer, ilköğretimdeki derslerin yanı sıra uyarıcı televizyon programları ve reklam filmlerine de acil ihtiyaç olduğu vurgusu yapıyor.
"Eğitim Sen'in böyle bir çabanın içinde olması şart. Bireysel olarak talepte bulunmak yerine kurumsal bir karar çıkarmamız gerekiyor. Eğitim Sen şiddete karşı bir çalışma yapmıştı. Bunu da kampanyaya dönüştürerek, savaş artıklarıyla çocukların oynamaması, çocukların bu ortamlara gitmemesi, askerin de hem mayınla-rA hem askeri artıklara dair duyarlı davranması konusunda öncü olmayı isteriz."
MAYIN HAKKINDA BİLİNMEYENLER
Türkiye'de mayınlara yönelik bir fotoğraf çıkarmak artık mümkün. Stoklarda ne kadar mayın olduğu (3 milyon) biliniyor. Türkiye Ottowa Sözleşmesi'ne imza attığı için de bunların ne zamana kadar imha edilmesi gerektiği (2008) biliniyor. 2014 yılına kadar da toprağa gömülü yaklaşık bir milyon mayını da temizlemiş olması gerekiyor. Fakat sivil örgütlerin vurguladığı gibi Türkiye'de kaç insanın mayın mağduru olduğu veya mayından olumsuz etkilendiğine dair bir bilgi yok. Bilinmeyenler bununla sınırlı değil:
Mayınların döşenmesinden günümüze kadarla süreçte mayın nedeniyle yaşamını yitiren insan sayısı; bu olaylardan sonra fiziki veya psikolojik tedavi gören insan sayısı; bu insanlar için nelerin yapılıp nelerin yapılmadığı; mağdur çocukların okullarına devam edebilip edemediği; mayın mağduru kaç insanın nerede, nasıl istihdam edildiği...? Konuyla ilgili sivil örgütler mayın veya savaş artığı mağduru insanlara ilişkin bu bilgilerin netleşmesiyle atılması gereken adımların daha rahat atılacağını söylüyor.
Güneydoğu'da ihtiyaç duyulan bir başka konu rehabilitasyon merkezi. Mağdurların fiziki tedavilerinin yanında psikolojik tedavilerinin de yapılabilmesi için böyle bir merkeze acil ihtiyaç duyuluyor. Mağdurlara yönelik meslek eğitim okulları da sivil örgütlerin talep ettiği bir konu.
»PSİKOLOGLAR ANLATIYOR
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Doç. Dr. Selahattin Şenol, mayın ve benzeri tehlikeli maddeler konusunda ders verilmesini olumlu bulmakla birlikte, bazı sakıncaları da olabileceğini söylüyor. "Koruyucu ruh sağlığında cinsellikle, madde kullanımıyla ilgili risk altında olan çocuklara dair derslerde merak da yaratmamak gerekiyor. Buradaki bir sakınca, bu çocukların bu tür konulara ilgilerini artırmak olabilir. O nedenle tonun iyi ayarlanması gerekir."
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Çocuk ve Erişkin Psikiyatristi Uzm. Dr. Mazlum Çöpür de şu öneri ve uyanlarda bulunuyor:
"Normalde çocuk, tehlikeyi görerek öğrenir. Maym öyle bir şey değil ama.. Ben de mayın görsem tanımam. Onun için de mayının bizzat gösterilmesi gerekir. Bir çocuğa hiç tanımadığı bir şey hakkında bilgi verilemez. Mayın meselesi sosyal bilgiler gibi bir dersin içinde, tehlike yaratan maddeler konusu içinde anlatılabilir. Derste bu tür tehlikenin çok olduğu bölgede dialar veya videolarla mayın hakkında bilgi verilebilir. Burada dikkat edilecek husus bölgede bu vurguyu çok abartmamak. Çünkü çocuk gereğinden fazla korkutu-labilir. Bir tehlike konusunda çok uyarırsanız çocuk her şeyi tehlike olarak algılayabilir."
6 Ayda 63 olay, 24 ölü ve 185 yaralı
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği'nin (Mazlum-Der) düzenli olarak yayınladığı raporlara göre bu yıl ilk altı ay içinde 63 tane mayın-bomba patlaması vakası yaşandı. Bu patlamaların yarattığı bilançoysa, ağır. Olayların aylara göre dağılımı şöyle: Ocak: 4 olay, 6 yaralı Şubat: 6 olay, i ölü, 30 yaralı Mart: 12 olay, 6 ölüm, 32 yaralı Nisan: 14 olay, 6 ölüm, 55 yaralı Mayıs: 17 olay, 7 ölü, 28 yaralı Haziran: 10 olay, 4 ölü, 34 yaralı İnsan Hakları Derneği'nin raporuna göre, 1990-2002 yılları arasında Antipersonel Kara-mayınları nedeniyle 838 kişi yaşamını kaybetti, 937 kişi de yaralandı. Rapor, 1990-2002 yılları arasında ölenlerin 394'ünün sivil, 334'ünün güvenlik görevlisi, 3'ünün PKK militanı olduğunu belirtiyor. Yaralananların ise, 642'si sivil, 294'ü güvenlik görevlisi olarak gösteriliyor.
Çeşidi sivil inisiyatiflerin raporlarının gösterdiği 2003, 2004 ve 2005 verileri şöyle:
2003: 67 vaka. (İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi'nin verilerine göre 21 kişi yaşamını yitirdi.)
2004: 57 mayın ve padamamış mühimmat (PAM) olayında en az 168 mayın/PAM kurbanı olduğu tesbit edildi: 57 ölü (35 sivilden 16'sı çocuk) ve in yaralı (72 sivilden, 29'u çocuk). (Mayınsız Bir Türkiye Girişimi'nin raporu.)
2005: 69 ölü, 161 yaralı (Türkiye İnsan Hakları Vakfı 2005 raporu.)
2014'E KADAR TEMİZLENMELİ
Topraklarına 1 milyon mayın döşenen ve elinde üç milyona mayın stoku bulunan Türkiye, 2003 Eylül ayında anti-personel kara mayınlarının üretimini, dağıtımını, stoklanmasını ve kullanımını yasaklayan Ottowa Sözleşmesi'ni imzaladı. Sözleşme gereğince Türkiye'nin en geç, 1 Mart 2008 tarihine kadar depolarında bulunan mayınları imha etmiş olması ve en geç, 1 Mart 2014 tarihine kadar toprağa döşeli tüm mayınları temizlemiş olması gerekiyor. Çok büyük alanların mayınlanarak üretim dışı bırakılması, ekonomiyi de olumsuz yönde eddliyor. Mayın nedeniyle, Türkiye-Suriye sınırındaki 3.5 milyon dönüm büyüklüğündeki arazi üzerinde tarım yapılamıyor.
Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 06/08/2006
http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1154848764&year=2006&month=08&day=06