
Hamza Aktan
Türkiye'deki internet külliyatı giderek büyüyor ama bu büyümenin yönü daha çok finans dünyasına veya eğitim-pazarlama amaçlı şirketlere dönük oluyor. (Bu konuda basit bir internet aramasıyla şu sonuca ulaşıyoruz. Türkiye'de yüz elliyi aşkın, iki yüzden az, internet ile doğrudan ilgili kitap yayımlanmış. Bu kitapların yüzde sekseni şirketlere yönelik 'tekniği' dert eden çalışmalar. Geri kalanın önemli bir kısmı 'İnternetten seçme en güzel seks fıkraları' benzeri 'geyik merkezli' derlemeler...)
İnterneti sosyal bilimler üzerinden okumaya çalışan kitap sayısı ise ne yazık ki çok kolayca sayılabilecek ölçüde. Buna çeviri metinler de dahil. Örneğin Epos Yayınları'ndan çıkan İnternet Toplum Kültür başlıklı derlemeyi hazırlayan Mutlu Binark ve Barış Kılıçbay'ın, kitabın önsözünde bahsini edebildikleri kitap sayısı Türkiye'dekiler için on beşi geçmiyor.
Kılıçbay ve Binark'ın hazırladığı derleme ise halihazırdaki eksiği gidermeye-kapatmaya yönelik çabanın çok önemli bir ayağı. Galatasaray Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Kılıçbay ve Binark sosyal bilimler alanında internetle ilgili tartışmaların vardığı yeri bize gösteren makalelere yer vermişler. Halil Nalçaoğlu, Aslı Tunç, Nilüfer Timisi, Kerem Batır, Necdet Subaşı, Funda Başaran gibi akademisyenler internetin farklı veçheleriyle ilgili yazılarıyla yer alıyorlar kitapta. Derlemenin editörleri üç temel konuda yazıya yer vermişler. 'İnternette kuramsal açılımlar', 'internet kullanım örüntüleri' ile internetteki 'yurttaşlık', 'hukuk' ve 'etik' algıları.
Kitabın okurda bıraktığı iz, kullanıcılarının (ki bu anlamda son derece karamsarlığa götürecek bir adaletsizlik hâkim: Dünyanın en kalabalık kesimi 'net'in hâlâ çok uzağında...) hayatının en başat kolaylaştırıcılarından biri hâline gelen internete dair daha çok fazla düşünmeye ve incelemeye ihtiyaç duyduğumuz hissi oluyor. Bundan otuz-kırk yıl önce dile getirilmiş 'yersiz yurtsuzlaşma', 'cinsiyetsizleşme' gibi kavramların sanal da olsa fiiliyata geçtiği-geçebildiği bir araç ve bu aracın toplumsal algı-ilgileri nasıl değiştirdiğinin analizinin aslında pek de basit olmadığı, olmayacağı gerçeğini okuyoruz kitaptan.
İnternet hayatın neresinde?
Ana akım düşün dünyası için internet, çağımızın en büyük dönüştürücü kuvvetlerinden biri. Tersinden bir bakışla bu anlamı yükleyen muhalefet kesimleri de epey fazla. İktidarların elinin ulaş(a)madığı bir medya olarak 'tek alternatif' gibi görenlerin yanında birbirine uzak ve yalıtık bireylikler oluşturduğu, bu bakımdan da gericileştirdiğini düşünenler var. (Bir anti parantez; 'Yalıtık' kelimesi TDK'nin karşılığını verdiği bir kelime değil. Daha çok 'de facto' kullanılıyor. Bu konudaki ilginç bir gözlemi de aktarayım; 'Google'dan 'yalıtık' kelimesini aradığınızda, bu ifadeyi en fazla sol tandanslı yayınların kullandığını görüyoruz.)
Bu çoklu yorumları aslında kitabın kendisinde de görüyoruz. Zapatistalar örneği üzerinde internetteki yurttaşlık hareketlerini analiz eden Aslı Tunç, internete dair iyimserlik içindeki kesime giriyor. Fakat aynı derlemede Barış Kılıçbay, şimdiye dek Zapatistalar çevresinde örülen 'net efsanesi'nin aslında pek de öyle olmadığına dair ilginç bir bilgi aktarıyor. Aslı Tunç, internet üzerinden yapılan birkaç örgütlenme hareketini (MAI karşıtı eylem, Seattle eylemleri, Burma'daki askeri cunta karşıtı hareket ve Zapatistalar...) hatırlatarak internetin iktidarlara karşı örgütlenmede çağımızın önemli bir aracı hâline geldiğini aktarıyor: "Örümcekler birleşince bir aslanı bağlayabilir..."
Sen de benim gibi...
Barış Kılıçbay'ın yorumu ise şimdiye dek yaygın olarak telaffuz edilmiş görüşlerden epey farklı bir yerde duruyor, aynı oranda da bir iddia içeriyor. "...Yeni enformasyon ve iletişim teknolojileri yalnızca merkez-çevre ilişkisinin klasik kalıpları dahilinde süregelen ilişkiyi hızlandırıp kolaylaştırıyor." Kılıçbay, bu yorumun ardından internetin demokrasiyi geliştirdiği yönündeki tezlere itiraz mahiyetindeki fikirleri aktarıyor. Ki, bu görüşler netizenler (net yurttaş) dünyasının şimdiye dek savunulduğu gibi pek de öyle toz pembe olmadığını gösteriyor.
Kitabın en uzun makalesi denk geldiğimiz her yazısını heyecanla okuduğumuz Halil Nalçaoğlu'nun. Nalçaoğlu 'net âlemi'nin bambaşka bir yönünü tartışıyor makalesinde. Voyörizmin (röntgencilik) alıp başını gittiği bir devirde 'görünmeden görme'nin hazzı ve kayıtsızlığıyla oluşan yeni bir ahlâka işaret ediyor yazar. Bu yeni ahlâk pornografiyi-röntgeni meta olarak üretenle izleyici olan 'biz'lerin 'ister istemez' suç ortaklığı ettiği bir paydadan türüyor. Bunu dile dökülmüş hâliyle aktaracak olursak: "Ben bir sapık olabilirim ama unutma ki sen de tıpkı benim gibisin." Nalçaoğlu, özellikle kadın bedeninin milyonlarca insana röntgenlenmesiyle yaratılan ötekileştirmenin yarattığı koyu karanlık bir anlam-ideoloji dünyasının perdesini aralıyor yazısında.
Netizenin kimlik egzersizi
Kitaptaki önemli makalelerden biri de Mutlu Binark'ın. Binark'ın yeni kimlikler edinme veya belirlenmiş bir kimliği 'oynamaya' imkân veren internet üzerinde oluşmuş deneyimleri incelediği makalesi, chat (laflama) ile birlikte ne tür kimlik kurgularının denendiğine dair önemli bilgiler veriyor. Makalesini Danimarka'daki Türkiye kökenlilerin girdiği sohbet odaları üzerinden geliştiren Binark, net'in insanlara kurdurttuğu rollerin biçimlerini gösteriyor. Doğrusu yazarın Danimarka'daki Türkiye kökenlilere dair gözlem ve tespitleri bizim Türkiye menşeli laflama odalarındaki deneyimlerle önemli ölçüde örtüşüyor. Bu da bir anlamda nerede olursa olsun netizenlerin davranış modellerinin birbirinden pek uzak olmadığı/olmayabileceği sonucuna götürüyor bizi.
Televizyon, 20. Yüzyıl'ın ve şimdinin en çok tartışılan kitle iletişim aracı olabilir ama internetin yapı olarak ele avuca sığmazlığı ve dallanıp budaklanan okumalara imkân vermesiyle çağımızın birincil tartışma nesnesi hâline geldiği muhakkak. İnternet Toplum Kültür, bize bu araç çevresinde yukarıdakine benzer ve daha birçok heyecan verici tartışmadan tadımlık parçalar sunan bir kitap. Kitap, net üzerine gelişen son tartışmaların ucunu yakalama imkânı verdiği ölçüde aynı meselelerin çok daha kapsamlıca incelendiği-inceleneceği çalışmaların da eksikliğini duyumsatıyor.
* Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=857798&Date=25.07.2010&CategoryID=40
* Yayın tarihi: 06/01/2006