
Hamza Aktan
İnternet her ne kadar hakkında genel yargılarda bulunmanın en güç olduğu iletişim araçlarından biri olsa da, yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından günümüze dek en çok erkeklerin 'ihtiyaç'larına yanıt oldu. İnternet cafelerde hâlâ sayıca erkeklerin fazla olması bile bunun bir işareti olarak görülebilir.
Kitlesel kullanıma geçtiği ilk dönemlerde internet daha çok erkeklerin eğlence aradıkları bir mecraydı. Başta uçsuz bucaksız porno sahasına dalındı, sonra (porno, hâkimiyetini hep kurudu bu arada) çöpçatan siteleri kuruldu, nihayet 'sanal evlilik'lerinin muştulandığı haberleri okur olduk.
Eğlence dozajının ayarına gelmesiyle birlikte sokaktaki ataerkil karşıtı yaşanan değişime yanıt olarak, bu 'derde' yeni çareler üretmeye dönük sanal erkek cemaatleri oluştu. Eğlence işi tamam ama, bir de raconu kurtarmak meselesi vardı. İşte o da boş bırakılmadı.
Gönül Demez, Marmara Üniversitesi'ndeki yüksek lisans tezini Kabadayıdan Sanal Delikanlıya Değişen Erkek İmgesi bu yeni cemaatleşmeye ayırarak gerçek hayatta giderek hâkimiyeti kırılan (veya en azından öyle umduğumuz) erkekliğin bir bakıma internete olan kaçışının verilerini bir araya getirdi. Bu topraklardaki kabadayı tafracılığından evinin erkeği olarak taş fırınlığa, buradan da bilgisayar ekranındaki rumuzlu delikanlıya dönüşen erkeğin izlerini sürmüş Gönül Demez.
Çağın yeni mağdurları
Bundan yüzyıllar öncesinin erkeklik hâllerini geniş akademik bir okumayı takip ederek aktaran Gönül Demez, tafracılığından sual olunmaz diye bildiğimiz Anadolu erkeklerinin internette kendilerini çağımızın yeni mağdurları olarak kurgulamayı seçtiklerini gözlemliyor.
Gönül Demez, yalnızca erkeklere hitap eden/edebilecek -ve pornografik içerikten uzak- web sitelerini (erkekadam.com, erkeksengel.net, evlierkeklerkulubu.org... gibi) incelemeye almış. Demez'in sadece inceleme alanına bile bakıldığında söyleyecek bir dolu laf çıkıyor önümüze. Örneğin bir kısım erkek (Demez'in incelemesine göre genellikle 'yüksek tahsilli' insanlar) neden yalnızca erkeklik hikâyelerini dinleyebilecekleri bir mekân kurar, dışarıdaki erkekleri de buraya çağırırlar?
Demez'in bu siteleri okumasından çıkan sonuç, bu erkeklerin ayaklarının altındaki halının çekildiğini hissederek harekete geçme ihtiyacı duymuş olmaları fikrine götürüyor bizi. Bir yandan hâlâ iktidarı ellerinde bulundurdukları tiradı, bir yandan da kapitalist toplum yaşantısında ister istemez bu iktidarı paylaşmak durumunda kalmaları gerçeğinin yarattığı endişe internetteki erkek sitelerinden çıkan alt metinler:
"Başımıza bir 'kadınlar eziliyor' teranesi çıkardılar. Bu da taktik meselesi. Kabul edelim kadınlar iyi oynuyor bu oyunu" (erkeksengel.net).
'Etekli iktidar' karşısındaki bu çaresizlik için erkek sitelerinde ortaya çıkan 'yeni' metin ise görünüşte mücadele ve azmi gösteriyor gibi görünse de yine yukarıdaki çaresizliğe denk düşen bir feverandan ibaret oluyor.
"Bu bir erkek manifestosudur. Yüzüklerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktur! Kendi kimliğimizi yeniden tanımlama, savunma, geliştirme mücadelemizi başlatıyoruz..."
Görüldüğü gibi bundan sonrası sanal da olsa yeni bir erkek kimliği kurgusu oluşturma faaliyetlerine ayrılıyor. Fakat, yine bu sitelerden ve Demez'in yorumundan ortaya çıkan fotoğraf kitabın kapağına konan erkek çizimi oluyor. Yani; ağlamaklı bir yüz ifadesiyle külhanbeyi narası denemesi.
* Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=857691&Date=25.07.2010&CategoryID=40
* Yayın tarihi: 09/12/2005