
Hamza Aktan
Türklerin, ideoloji kavramını sevdiği söylenemez. Öyle ki, bu topraklar bağrından 'ideolojik halay' çıkarabilecek bir yaratıcılığı ve karşıtlığı içinde barındırır. Fakat 'ideoloji'ye dair, bu uzaklık veya antipatinin bizle sınırlı olmadığını, dünyanın genelinde ideolojinin sorunlu bir kavram olageldiğini belirtmek lazım. David Mclellan'ın İdeoloji'si de, ortaya çıkışından bu yana kavramın başına gelenleri, uğradığı değişimleri, kavrama dair değişen algılamaları ve nihayet, kavramın sonunun ilan edildiği postmodern zamanları inceliyor. Mclellan, kitabının çıkış noktası olarak da okunabilecek ideolojiye dair farklı algılamaları ve eleştirileri Aydınlanma'dan günümüze çok sayıda 'ideoloji'yi merceğe alarak aktarıyor.
'İdeolojik halay' örneğinde olduğu gibi, bir kesim, rakibi/düşmanı gördüğü kesimin fikir ve davranışlarını kötülemek için ona 'ideolojik' etiketi yapıştırabiliyor. Bir şey ideolojik olarak algılanmaya başlandığı anda otomatik olarak olumsuzlanmaya da meyyal oluyor. Mclellan bu durumu şöyle anlatıyor: "İdeolojik olan başkasının düşüncesidir; bizimki değil. Kendi düşüncemizin ideolojik olabileceği fikrini neredeyse içgüdüsel olarak reddederiz ki, en değerli kavramlarımızın dayanaklarının kaygan bir zemine oturduğu iddia edilmesin."
Başta Marksist ve Marksist olmayan gelenekleri, sonrasında da ABD ve postmodern anlatılar içinde ideolojiyi araştıran Mclellan'ın ortaya koyduğu şu: Şimdiye kadar hiç kimse ideolojiye sempati beslemiş değil. Belki istisnai olarak Marksist gelenek içinde Lenin ve sonrasında Gramsci ile birlikte kavrama olumluluk veya nötrlük atfedenler yer alabilir. Ki, Marks ve ortodoks ardılları da ideolojiyi kendilerinde olmayan bir kavram olarak görürler.
Aydınlanma'dan bu yana ideoloji konusunda bariz ortaya çıkan bir başka nüans da, bilim dışında olan hemen her görüşün ideolojik olarak yansıtılma çabası. Bu yaklaşım da en çok Amerikalı kuramcılarda ifadesini buluyor. Örneğin Amerikalı düşünür Edward Shils şunu der: "Bilim asla bir ideolojik kültürün parçası olmamıştır ve olamaz. Aslında, bilimin işleyiş ruhu ideolojiye tamamen yabancıdır" (s. 58). Shils gibi daha birçok Amerikalı düşünür ideoloji ile bilim arasına böyle keskin ayrımlar koymaktan çekinmiyorlar. Hatta Sovyet Rusya'sını eleştirmek için ideoloji ile totalitarizmi bir tutanlar bile ortaya çıkabiliyor: "Totaliter idare siyasal idarenin hayal edilebilecek en uç zıttıdır ve ideolojik düşünüş siyasal düşünüşe alenen meydan okur."
İdeolojinin giderek bu kadar sevimsizmiş gibi sunulması fazla gecikmeden kavramın 'infaz'ını getirecektir. Nitekim aynı düşünürler reel sosyalizmin zayıflamasıyla ideolojinin sonunu da rahatlıkla ilan ediyorlar. David Mclellan, ideoloji konusunda en fazla kafa yormuş düşünürlerden Karl Mannheim'a ayrı bir yer ayırıyor. Mannheim da ideolojiyi 'aşkın' kavramlar içinde görüyor. Bunu Mclellan'ın aktardığı şu cümlesinde okuyoruz:
"(İdeolojiler), projelerinin içeriğini gerçekleştirmeyi asla fiilen başaramayan, verili durumda aşkın düşüncelerdir". Mclellan, 'ideolojinin sonu' yaklaşımının bir bakıma Mannheim'dan kaynaklanmış olabileceğini de belirtip, düşünürün bu konudaki karamsarlıkla örülü fikirlerini alıntılıyor. Mclellan'ın hacmi küçük çalışmasında son olarak incelediği iki konu var; postmodernizm ve tarihin sonu fikriyle dünyanın en medyatik figürlerinden biri haline gelen Francis Fukuyama'nın fikirleri. Postyapısalcı filozofların söylem analiziyle artık hayattaki hemen her davranış ve fikrin altında ideolojinin arandığı günlere geliniyor. Aydınlanma'dan öncesini ve sonrasını gayet rahat biçimde tersyüz eden, yeniden okumalara açan postmodernizm dalgası Mclellan'a göre çağımızın baskın yeni ideolojisi.
David Mclellan, kitap boyunca olabildiğince anlatıcı/aktarıcı konumunda olmaya özen gösteriyor. Yazarın bu tavrı okurun kavram olarak ideolojinin hangi safhalardan geçtiğini özlü bir şekilde anlamasına yardımcı oluyor. İdeoloji, yeni başlayanlar için de, konuya ayrıca ilgi gösterenler için de göz ardı edilecek bir kitap olmanın ötesinde.
* Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=856831&Date=26.07.2010&CategoryID=40
* Yayın tarihi: 08/04/2005