Cem Adrian: Ben müzik kutusu değilim


Hamza Aktan

Günlerdir herkes 'tek başına koro' diye tanımladıkları birinden bahsediyor: Cem Adrian. Henüz 24 yaşında. Bestelerini, vokaller ve taklit ettiği enstrümanlarla seslendiren Adrian'ın 'Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım' (İmaj Müzik) adlı albümü de bu kayıtların derlemesi. Bas, bariton, tenor, hem mezzo soprano, ve soprano seslerini çıkarabilen Cem Adrian'ın 4.5 oktavlık sese sahip olduğu rivayet ediliyor. Fazıl Say tarafından keşfedildikten sonra dikkatleri üzerine çeken Adrian, Bilkent Üniversitesi'nde müzik eğitimi görüyor. 20 Nisan'da İstanbul Babylon'da sanre alacak olan Adrian, 5 - 21 Temmuz tarihleri arasında, İsviçre'de düzenlenen 36. Montreux Caz Festivali'ne katılacak.
Sesinin kaç oktav olduğu üzerine tartışmlar var. Nedir doğrusu?

Şan hocamın da söylediği gibi en bas erkek sesinden en tiz kadın sesine kadar olan sesleri çıkarabiliyorum. Bunu ölçmenin bir manası yok. Benim için önemli olan o sesleri layığıyla verebilmek. Ve doğrusu sesimin kaç oktav olduğu da hiç umurumda değil. Ben sadece müzik yapmak istiyorum. Artık şu oktav meseleleri konusu kapansın istiyorum.

-Aslında öyle bir eleştiri de var sana karşı. Yani müzikten çok sesini öne çıkarıyor gibi.

Sanırım o eleştiriyi de yine ben yarattım. Hep müzik öne çıksın, ses öne çıkmasın diye uğraştım. Ben ses makinesi değilim ki, müzisyenim. Müzik kutusuymuşum gibi parayı atınca çalacak değilim. Ben sadece müzisyenim, tek oktav söylediğim şarkılar da var, altı oktav söylediklerim de var.

-Peki insanların senden sürekli bir şov beklediği hissine kapılıyor musun?

Tabii ki. Mesela her röportaj için benim kesin bir kuralım var: Sahne kurulmadan ve kendi orkestram olmadan benden hiçbir şekilde ses çıkarmamın istenmemesi. Bunu canlı yayınlarda da istediler ama yapmadım. Yalnızca Zaga'da yaptım, o da Okan Bayülgen'in çok büyük jestleri nedeniyle. Başkasının konserine gittiğim zaman kesinlikle sahneye de çıkmak istemiyorum.

-'Mystica' isimli grubunuzun müziği için 'Trakya caz' demişsin. Senin tarzın için ne demek doğru olur?

Mystica çok ayrı bir konseptti. Orada pop veya rock yapmıyorduk. Etnik müzikti. Trakyalı olduğumuz için de oradan etkilenmememiz mümkün değildi. Trakya'nın çizgilerini müziğe taşıyıp alt yapısını da elektronik katıp karma bir şeyler yapıyorduk. İnsanlar sorduklarında ne diyeceğimizi bilemediğimiz için de Trakya cazı demiştik. Şu anda da bana sorulduğunda ne cevap vereceğimi bilmiyorum. Çünkü ben her tür müziği yapıyorum.

-Mesela Björk için "Björk tarzı" denip işin içinden çıkılır...

Evet mesela Björk'ün müziğini tanımlamaya kalkışırsan koskocaman bir cümle çıkar. Doğaçlamaya dayalı, elektronik bazlı, İzlanda kökenli bilmem ne müziği (gülüyor). Benim için de aynı şey çıkar...

-Mystica niye dağıldı peki?

Mystica aslında dağılmadı. Gruptaki arkadaşlarım Serkan ve Efkan hala benim en yakın arkadaşlarım. Mystica bir proje olarak varolmaya devam edecek. Yalnızca belki ileride bir albüm çıkartabiliriz.

-Türkiye'de veya dünyada senin sesine ve tarzına yakın biri var mı?

Benim Türkiye'de sesini enstrüman gibi kullanan ve bu konuda çalışmaları olan biri olarak övdüğüm tek kişi Arto Tunçboyacıyan'dır. Çok dinlerim onu. Dünya için açıkçası fikrim yok. Bu olmadığı anlamına gelmiyor.

-Bilkent'te tedaviye de alınmışsın. Sesinle ilgili doktorların çalışmaları olmuş... Sana sağlığına dikkat etmen, sesinin bozulabileceği yönünde uyarılar yaptılar mı hiç?

Bilkent'teki hocalarım benim yıllardır sesimi çok fazla ve zorlayarak kullandığımı söyleyip doktora görünmemi tavsiye ettiler. Böylece benim durumumun biyolojik açıklamasını da almış oluruz dediler. İstanbul'da doktora gittik. Her şarkıcının normalde sesleriyle ilgili dikkat etmeleri gereken noktalar var. Sigaralı ortama girmemek, fazla konuşmamak gibi. Benimki ise daha hassas bir durum. Çünkü benimki aslında bir tür bozukluk. Bu nedenle sesim diğerlerine göre daha hassas ve korunmaya daha çok ihtiyaç duyuyor. Bana doktorların söylediği şey de sigara dumanına bir metre bile yaklaşmamam oldu. Ama sonuçta Türkiye'de yaşıyoruz, bu imkansız gibi bir şey. Herkes sigara içiyor. Mesela konserde herkes sigara içiyor. Ama belki ilerideki konserlerde durum ciddileşirse sigara engeli bile koyabiliriz.

-Hiç sigara içtin mi peki?

Bir zamanlar içiyordum. Çok önceleri ama. Annem bu dediklerimi duymasın sakın (gülüyor). Tiryaki değildim ama içiyordum.

-O halde giderek daha hijyenik bir Cem Adrian'la mı karşı karşıya kalacağız?

Hayır hayır. Belki bunun şöyle bir faydası olur, sigara içen insan sayısı azalır (gülüyor).

-Herkeste bir popstar olma hülyası var, senin de bu programlara katılmışlığın var sanırım?

Evet iki kere katıldım. Bir kere hayatımın en eğlenceli iki deneyimiydi. Bir tanesi Akademi Türkiye, oradan 30'uncu çıkıp elenmiştim. Diğeri de Power Türk yarışmasıydı. Onda onuncu olmuştum. Ama insanları o yarışma programlarına katıldıkları için asla yadırgamadım. Şu anda olsa yine katılsalar ben desteklerim. Niye katılmasınlar ki. Sonuçta onların katılma amacıyla, bu yarışmaları düzenleyenlerin amacı bir değil ki... Şöhretle, tanınmak çok ayrı şeyler. Ben şöhret değil, tanınmak ve anlaşılmak istiyorum.

Kaynak: Birgün Gazetesi
Yayın Tarihi: 27/03/2005

http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1111895014&year=2005&month=03&day=27