
Hamza Aktan
Zaman Gazetesi'nde 7 Aralık Salı günü, habercilikte tarafsız olmak, haberi doğrulatmak ve tarafların tümüne söz hakkı vermek gibi kaidelerin tümünden azade bir haber yayınlandı. Ahmet Dönmez imzalı haberde (okumak isterseniz BURAYA TIKLAYIN) İstanbul'un ilçelerinden Silivri'de yaşayan bir gazeteciden bahsediliyor. Habere göre başta mülki amirler olmak üzere Silivri ahalisi bu gazeteciden çok çekmiş. Anlaşıldığı kadarıyla hakkında olumlu beyanda bulunan yok.
Haberin spotu şöyle: ''İstanbul'un sayfiye ilçelerinden Silivri son günlerde belediye başkanından kaymakama, parti ilçe başkanlarından bürokratlara kadar birçok insanın başını ağrıtan yerel gazetecinin marifetlerini konuşuyor.''
Gazete, iddiaların gerçekliğini sorgulamayı bir yana bırakıp yorumunu koymayı da ihmal etmiyor: ''Olay, bir yerel gazetecinin insanlar üzerinde ne derece baskı, korku ve dehşet oluşturabileceğini gözler önüne sermesi bakımından ibret verici.''
Peki kim bu gazeteci diye merak eden okur, haberi sonuna kadar okuduğu halde bunu öğrenemiyor. Haberde söz konusu edilen gazeteciye dair çok ağır ithamlar olmasına rağmen bu kişinin savunmasına yer verilmiyor. Gazeteciye yöneltilen suçlamalardan bir kaçını şöyle veriyor gazete:
''İnternette, pantolonunu çıkarmak üzereyken çekilmiş fotoğrafını gören başkan (Hüseyin Turan), kısa bir şoktan sonra olayı araştırınca Silivrililerin çok yakından tanıdığı bir gazeteciye ulaşmış. Bu yerel gazeteci, Silivri'de kaymakamdan, siyasi parti ilçe başkanlarına kadar birçok bürokratın çok yakından tanıdığı bir isim. Teknolojiyi çok iyi kullanıyor. Uğraştığı kişilerin cep telefonundan başkalarına müstehcen mesajlar atmak, çocuklarına annelerinin fahişe olduğuna dair mektup yazmak gibi yöntemleri çekinmeden kullanıyor. İnternete ve hukuka vakıf olan gazeteciyi herkes tarif ediyor; ama şerrinden uzak durmak adına kimse ismini teleffuz etmiyor. Hatta internette fotoğrafları yayınlanan Başkan Hüseyin Turan bile.''
Haberin devamında da AKP İlçe Başkanı Tülay Kaynarca'nın da gazetecinin mağdurları arasında olduğu iddiasına yer veriliyor. Aynı zamanda gazetenin ismini vermediği ''İlçedeki üst düzey bir bürokrat''ın ağzından şunlar aktarılıyor: ''Toplumun huzurunu kaçıran, asayişi bozan biri. Terör estiriyor. Herkes şerrinden korktuğu için kimse onun adını anmak istemiyor.''
Okur olarak merak ediyor ve soruyoruz:
- Haberde gazeteciye ulaşmaya çalışılıp çalışılmadığı hakkında bir ifade belirtilmediği için: Bu kadar ağır suçlamalara maruz kalan birine mikrofon uzatmak gazetecinin temel yükümlülüğü değil mi?
- Bahsedilen kişi bir yeraltı örgütünün veya silahlı örgütün üyesi olmadığı halde neden belediye başkanından kaymakama, bürokrattan siyasi temsilcilere kadar herkeste bir ürkme hali var? Diyelim ki gerçekten de korkulacak bir kişiden bahsediliyor. Peki Zaman gazetesi de mi bu ismi vermekten çekiniyor?
- Bu kişi bir gazeteci ise eğer, gazeteci zaten kamuoyuna en açık kişi değil midir? Haber yaptığı için ismini herkes görmez-bilmez mi? Ya da çalıştığı bir kurum yok mudur, bu kurumun temsilcileri yanlarında çalıştırdıkları bir kişiye dair bu suçlamalar hakkında ne diyor?
Bunları merak edip soruyoruz ama geride bahsi edilen gazeteci hakkında tek taraflı yapılmış ve suçlamalarla dolu bir haber, kim bilir belki de yargısız bir infaz kalıyor...
* Kaynak: http://www.haysiyet.com/04/okur_04/haktan_04_12_10.html
* Yayın tarihi: 10/12/2004