Suss... Kimse bilmiyor!


Hamza Aktan

Nicedir yoksulluk edebiyatı literatürümüzden uzaklaştı. Ama hâlâ yoksul'u ağzınıza aldığınız andan itibaren size yapıştırılacak yafta bellidir. Yoksulluk edebiyatı yapmakla eleştirilirsiniz.
Yoksulluk, toplumların en görünür hali olmasına rağmen hiçbir zaman olması gerektiği ölçüde/biçimde görüntülenmez. Herkesin malumudur yoksulluk ama, aynı herkesin gözünü kaçırdığı, görmek istemediği yaşama biçimsizliğidir. Varsıllığın görüntülenmesi her zaman daha fazla heveskar bulur. Toplumsal yapı içinde varsılların her zaman itibarlı olması, varsıl olmakla iktidara uzanmanın paralelliği günlük hayatın en sıradan anlarına bile içkindir. Varsıl olanın özgüveni, yürüyüşünden bellidir. Yoksul olan ise olabilecek en pısırık halindedir. Özgüvensizdir. Yoksulluğu suçlu olmayla özdeş görür. Rahat değildir hiçbir zaman. Sesi gür çıkmaz. Yolun kenarından yürür. Otobüsün en arka koltuğuna ilişir. Yoksul, tek başına yaşayamaz. Birilerinin kolundan tutması gerekir. İşte bu yönüyle edilgendir de. Siyasetçilerin üzerinden rant elde edebildiği bir edilgenlik. Yardıma muhtaçlık. "Dış müdahalelere'' her zaman açıktır yoksul. Sömürülmeye de, üzerinden edebiyat yapılmaya da.

Fakirsen evinde kal

Af buyurun, bana bu harcıâlem lafları ettiren bir gazete haberiydi. Yoksul'un algılanışının içler acısı halini gösteren bir haber. Olay Erzurum'da geçiyor. Müslümanlığın en görünür olduğu ay olan Ramazan'da yoksullara yönelik bir uygulama. Özeti şu: ''Dargelirlileri teşhir etmemek ve izdiham görüntülerine son vermek için Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün başlattığı, 'Fakirin yemeği eve teslim' projesine Erzurum'da titizlikle uyuluyor.''
Gazetenin haberi bu ifadelerle başlıyordu. Amaç dargelirlileri teşhir etmemekmiş. Malum, yoksulluk edebiyatı tedavülden kalktığı için, yoksul demek de uygun kaçmıyor. Dargelirli, ödeme güçlüğü çeken, maddi gücü zayıf... Terminolojik sapma o kadar önemli olmasa bile, sınıflar arası ayrımın artık kriminal bir yaklaşımla anlaşıldığı malumun ilamı. Varsıl olan olabildiğince sergilenmeli, yoksul olan ise gizlenmeli. Erzurum'da uygulanan bu. Haberin devamı şöyle: ''Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün gezici yemek servisi, evleri tek tek dolaşarak yemek dağıtıyor. Servis, öğle saatlerinde sefertası içinde üç çeşit yemek ve ekmeği, önceden belirlenen dargelirli ailelerin kapısına bırakıyor. Görevli uzaklaştıktan sonra, içerden bir el uzanıyor ve sefertası ile ekmeği alıyor.'' (Radikal, 22 Ekim 2004: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=131947&tarih=22/10/2004 <>)
Haberde kullanılan fotoğraflar da, yoksulu gizlemenin -utanılası şeyler gizlenir- aynı zamanda yoksulun da kendini gizlemesinin çarpıcı bir sunumuydu. Yoksulu gizleyen devlet görevlisi yemeği yoksulun kapısına bırakıyor, yoksul ise yüzünün görünmeyeceği şekilde elini uzatıp yemeği alıyordu. Yoksul, toplumda yerinin olmadığının, görünür olmaması, kapısını ardına kadar açmaması, özetle gizlenmesi gerektiğinin çoktan ayırdında.
Yazının başlığını tersyüz etmek gerekmiyor mu: Susmayın, herkes biliyor.

* Kaynak: http://www.haysiyet.com/04/okur_04/haktan_04_11_01.html
* Yayın tarihi: 01/11/2004