Kes-yapıştır medyası


Hamza Aktan

Gerçeğin, iyi bir hikayeyi elinizden almasına asla izin vermeyin. Orson Welles (Yurttaş Kane)

İnternetin son on yıldır mutlak biçimde kabul görüp yaygınlaşması, çok önemli ve kalıcı olduğu anlaşılan bir çekim merkezi halini alması, bununla birlikte kolay kullanımı ve diğer iletişim araçlarına oranla çok daha ucuz oluşu, yazılı-görsel medyadan yakınan kimileri için bir umut ışığı olarak belirmişti. İnternet üzerinden yayın yapmanın maddi anlamda ucuz olması "alternatif medya adacıklarının" çoğalması-etkili olması beklentisini de beraberinde getirmişti. Ancak en azından şu ana kadarki "sanal medya adacıklarının" yaptıkları yayınlarla bize gösterdiği, bu beklentinin çok da yerinde olmadığı veya boşa çıktığı. Bu medya adacıklarının alternatif çekim merkezi olamamaları aslında beklenilen alternatifliğin teknik koşulların basitleşmesiyle doğru orantılı olmadığı, bunun ancak bir paradigma değişimiyle mümkün olabileceğinin de somut bir örneğini oluşturuyor.

Türkiye'de son beş-on yıldır mantar gibi türeyen haber siteleri arasında bir "sörf" yapmak hem bu "adacıkların" karakteristik özelliklerini kavramak için, hem de internet nimetinin bir umudun merkezi olup olamayacağı hakkında bize yeter derecede veri sunacaktır.

İnternetteki çoklu-ve "zengin" ortamın içinden konuşmak elbetteki zor. Çünkü bu çoklu-değişken yapının içinden indirgeyici sonuçlara varmak bizi yanlış-eksik çıkarımlara götürebilir. Bunu engellemenin yolu da bu internet siteleri arasında bir tasnife gitmek olabilir. İnternet medyasına dair konuşabilmek için bir tasnif kurmaya çalışalım.

"Sadece haber" siteleri ve zaafları

Türkiye'de "sadece haber vermek" amacıyla kurulan ve izlenirlik oranı günde elli bini aşan çok sayıda site var (ntvmsnbc.com, haberturk.com, nethavadis.net, objektifhaber.com, internethaber.com, internetajans.com, haberx.com, jurnalturk.com, sansursuz.com bunlar arasında en bilinenleri). Hiti (izlenirlik oranı) en fazla olan bu sitelerle başlayabiliriz meselâ.

Gazetecilik anlayışı (veya anlayışsızlığı) bakımından yazılı-görsel medyanın mentalitesinden uzakta olmayan, hattâ birçok yazı-haberiyle bu medyadan daha gerilere düşen haber siteleri egemen medyanın birer sanal kopyası aslında. İktidar(lar)a toz kondurmayan, toz konduranları topa tutan, egemen siyasal-iktisadi anlayışın bir adım ötesine çıkmayan, haber kaynaklarının da yine egemen medya olduğu siteler bunlar. Devletçi-otoriter, cinsiyetçi bakış açısının hakim olduğu bu siteler egemen medyadan yakınılan meselelerin şişirilmiş/sulandırılmış halini ihtiva eden mecralar niteliğinde. Bu sitelerde şişirilmiş-sulandırılmış "gazetecilik reflekslerinden" en fazla öne çıkanlarını da şöyle özetlemek mümkün:

Sansasyonellik: Yaygın medyadan alışık olduğumuz bu refleks haber sitelerinde insanı bıktıracak ölçüde öne çıkıyor. "Flaş, skandal, şok, böylesini ne gördünüz ne de duydunuz" benzeri -artık insanın yaratıcılığı hakkında şüpheler uyandıran- klişeler ve heyecan yaratmayı hedefleyen vurgular bu sitelerde en önemsiz, en gereksiz "haberler" için dahi kullanılabiliyor. Örneğin rutin bir Bakanlar Kurulu toplantısının başlaması bu sitelere büyük puntolarla "Flaş flaş flaş: Bakanlar biraraya geldi" biçiminde yansıyor.

Asparagas: Yine yaygın medyadan aşinası olduğumuz bu "olgu" da haber sitelerinin öne çıkan özelliği. TV-radyolardan farklı olarak internette arşivin rahatça değiştirilebiliyor oluşu, internet üzerinde kanıt gösterme gereğinin geçerli sayılmıyor oluşu bu sitelerin rahatça uydurma haberler yazmasına neden oluyor. Herhangi bir denetleyici-izleyici veya eleştirici merkezin (bundan RTÜK gibi anti-demokratik bir kurulu kastetmiyorum) yokluğu da siteleri rahatlatıyor. Haberi okutmak, rakibi olduğu siteden daha fazla izleyici kapmak (bunun getirisi de reklam olacaktır) uğruna haber tahrifatı veya asparagas, bu sitelerde artık rutine binmiş edimler. Herhangi bir mevzu üzerinde akıl almaz yorumların yapıldığı, ilginç komplo teorilerinin üretildiği bu sitelerde "halk arasındaki" bir dedikodu-söylentiyi buralarda karşınızda manşet olarak görebilirsiniz meselâ.

Haber bolluğu/çöplüğü: En önemsiz, en saçma sapan "gelişmenin" dahi "haber" yapıldığı bu siteler tam bir çöplük. İnternetten "bilgi" edinmek için yapacağınız bir gezinti kafanızın karışmasından başka bir sonuç vermeyecektir.

Anındalık: Bu mecranın en fazla öne çıkan övüncü haberin insanlara en hızlı şekilde ulaştığı iddiası. İlk bakışta olumluluk atfedilebilecek bu özellik aslında haberin hemen yetiştirilmesi kaygısı/bahanesiyle çarpıtılması veya yanlış sunumunu da beraberinde getirebiliyor. Çünkü gerçekleşmiş veya gerçekleştiği iddia edilen bir olayda -en basit gazetecilik ölçütlerinden olan- teyid etme kuralına herhangi bir şekilde riayet edilmez, buna gerek görülmez. Örneğin geçenlerde yaşandığı üzre evinde tüp patlayan biri için -yine benzer reflekslerle hareket eden- ajanslar "bomba imal ederken bombanın kurbanı oldu" benzeri bilgiyi geçtiklerinde bu siteler herhangi bir şekilde bunu doğrulatma gereği görmeden yayına girebilirler.

Kes-yapıştırcılık: İnternet haber sitelerinin gazete-TV'lerden ayrılan en önemli ve yine onlardan daha geriye düşmelerine yol açan tarafları sağlam bir editoryal sistemin işlemiyor oluşu, yayına girilen haberin ajanstan veya başka haber sitelerinden herhangi bir sorgulamadan -hattâ okumadan- geçmeden kesip yapıştırılması. Teknik açıdan fazla insana gerek olmadan yayın yapılabiliyor olması ve her gün sadece bir kişinin yüze yakın/yüzü aşkın haber giriyor olması bu sorunun kaynağındaki neden. Çok sayıda haberin fazla bir emek sarf etmeden yayına konabiliyor olması ajansların ve diğer haber sitelerinin yarattığı tahrifatın tekrar tekrar üretimi ve yayılmasını da beraberinde getiriyor. Böylece yanlış, yayılıyor olmanın yanında kendisine çok fazla kanal da bulabilmiş oluyor. Söz konusu kes-yapıştırcılık esnasında haberin kaynağının gösterilmesine gerek duyulmuyor olması, buna aldırılmıyor olunması bir başka yanlışın "kurumlaşmasına" sebebiyet veriyor. Bu sitelerin -bir ikisi haricinde- haberle "organik" bir ilişkiye girmiyor olmaları yani muhabir bulundurmuyor olmaları habere hemen yayına girilmesi gereken herhangi bir şey olarak bakmalarına yol açıyor.

Görünüş içeriğin aynası

Öte yandan bu sitelerdeki çarpıklığın ironik bir dışavurumunu da mizanpajlarında görmek mümkün. Gazetecilik anlayışlarındaki çarpıklığın birebir yansıması sayfa düzenlemesinde kendini gösteriyor. Estetik açıdan bir boşvermişliğin, dağınıklığın-karmaşıklığın olduğunu, görselliğe herhangi bir şekilde ehemmiyet verilmediğini anlamak zor olmuyor. Yayına girilmiş haberlerin içeriği bir yana, teknik dilsel özensizlik, fotoğraf seçimi, imla-yazım hataları bu sitelerin ortak özelliği.

Yukarıda ismi zikredilen siteler arasında ntvmsnbc.com ve sansursuz.com'u birçok konuda dışarıda tutmak gerektiğini not etmekte fayda var. Zira her ne kadar bu iki sitede de "kes-yapıştır" mantığı sezinleniyorsa da -özellikle ntvmsnbc'nin kurumsal desteği ve haber kaynaklarının zenginliği, aynı zamanda yayıncılık izleği onu diğerlerinden ayırıyor. Sansursuz.com'un haber seçimi ve güvenilir kaynakları tercih etmesi de olumlu bir tarafı. Fakat bu iki sitenin de egemen medyanın dilinin ötesine geçebildikleri söylenemez. Ankara merkezli olmalarının yanısıra iktidarın (bu hükümet de olabilir, genelkurmay da, başka bir kurum da...) söylemlerine karşı herhangi bir eleştirelliği gözetmeyen, ve yine anlık davranma gereğinden kaynaklanan haberlere derinlik katamıyor olmaları öne çıkan olumsuz yanları. Bunların yanında bahsi geçen ve onların türevleri niteliğindeki sitelerde sanki Türkiye'deki medya işleyişi dört dörtlük bir rutinde yürüyormuş gibi, sanki kendilerinin yaptığı yayıncılıkta herhangi bir pürüz yokmuş gibi ne eleştiriye ne de, hâşâ, özeleştiriye yer vermiyor olmaları üstünden atlanmayacak bir diğer pürüz. Hoş, belki de böyle bir yönelime girmeleri bu satırların yazımına da engel olurdu.

Medya magazincileri

Medya magazini siteleri: Bu haber sitelerinin yanında son zamanlarda etkili olmaya başlayan, 'medya-magazini siteleri' olarak tanımlanabilecek siteler ortaya çıktı. Daha çok gazetecilere yönelik olan ve basından haberlerin yer aldığı bu sitelerin çoğalması da ilk anda insana umut verici bir gelişme olarak gözükebiliyor. Ancak gazetecilere yönelik olan bu siteler de yukarıda bahsettiğim sitelerden farklı bir işleyiş içinde değil. Böylesi önemli bir kanalın varlığı ne yazık ki gazetecilerin şu anki enformasyon sürecine, medyanın -bizatihi kendilerinin- hali-pür melaline dair konuşmaları-tartışmalarını beraberinde getirmiyor, gazeteciler de buna yönelmek için herhangi bir çabanın içine girmiyor. Söz konusu sitelerde de (medyabul.com, medyacafe.com, medyatava.net, haberciler.com, medyafaresi.com bunlar arasında en bilinenleri) örneğin bir gazetecinin çalıştığı kurumdan bir başkasına geçmesi, veya iki köşe yazarı arasındaki polemik karşınıza "flaş flaş flaş" uyaranlarıyla manşet olarak çıkıyor. Bu siteler ve sitelerin sahibi gazeteciler için söylenebilecek tek şey, böylesi önemli bir mecranın heba ediliyor oluşudur.

Belki de geleceğin en etkili iletişim aracı olabilecek internette Türkiyeli gazetecilerin sağlam ve süreklilik kazanan bir deneyimi gerçekleştirmemiş ve gerçekleştirmek için bir çabanın içine girmiyor olmaları (bianet.org bu çöldeki vahadır) karamsarlıktan başka bir duyguyu yaşatmıyor açıkçası. TV-gazeteler için öne sürülen "Medya devleriyle boy ölçülemez" gerekçesi, kullanım kolaylığı ve ucuzluğu olan internette geçersiz olduğu halde bir alternatifi göremiyor oluşumuz bu topraklardaki çoraklıktan başka bir şeye denk gelmiyor. Ancak yine de nadasa bırakılmış gazeteciliğin "ürün" verebilmesi için mediyokratların elinin ulaşamadığı interneti bir nimet olarak değerlendirmek ve gazetecileri de bunun farkına varmaya çağırmaktan başka yapacak bir şey yok.

* Kaynak: http://www.haysiyet.com/04/okur_04/haktan_04_04_06.html
* Yayın tarihi: 06/04/2004