Seçime gerek kalmadı


Hamza Aktan

3 Kasım genel seçimlerinde yaygın medyanın AKP yanlısı tutumu öyle bir hal almıştı ki, yapılan haber sayısı araştırmalarında yalnızca AKP'ye ayrılan pay seçime katılan diğer 18 partiye ayrılan payın bütününün üzerindeydi. Hattâ seçimde iddialı partiler arasında görülen ve seçimden 5. parti olarak çıkan DEHAP, yaygın medyanın 18 parti arasında en az yer verdiği parti olmuştu (Ali Atıf Bir'in 20 Ekim 2002'de açıkladığı araştırma sonucuna göre 3 Kasım seçimleri sürecinde medya, 10 gün içinde AKP'ye 6 saat, DEHAP'a ise sadece 3 dakika ayırmıştı).

Herkese ve her kesime eşit uzaklıkta olması beklenen, bunu gerçek anlamda sağlayamıyor olsa bile dengeli bir tutum geliştirmesi gereken medya yine ipin ucunu kaçırdı. Gazeteler, yerel seçimlere bir aydan fazla bir süre var iken seçimlerin sonuçlarına dair kesin yargılarla -hem de manşetler üzerinden- yayın yapmaya başladı bile. "Medya sandığından" çıkacak partiyi anlamamız için AKP'nin belediye başkan adaylarını netleştirdiği günün ertesindeki gazetelere şöyle bir göz atmak yeterli. 23 Şubat tarihli birkaç gazetenin konuya ilişkin haber başlıkları şöyleydi:

HÜRRİYET: AKP'nin 4 büyükleri
VATAN: İstanbul Kadir Topbaş'ın
SABAH: AKP'de 3 büyükler
MİLLİYET: (Erdoğan) Çankaya'yı istiyor
YENİ ŞAFAK: İstanbul'a Topbaş
STAR: İstanbul'a Topbaş Ankara'ya Gökçek
HALKA VE OLAYLARA TERCÜMAN: Erdoğan, İstanbul'u Topbaş'a, Ankara'yı Gökçek'e emanet edince...

Bahsini ettiğimiz gazeteler diğer partilerin adaylarıyla ilgili haberleri köşelere bir yerlere sıkıştırırken, AKP'nin adaylarıyla ilgili haberlere manşetlerden sürmanşetlere, kadar olabilecek en geniş ve en etkili şekilde yer vermeye gayret gösteriyor. Bunun da ötesine giderek, AKP adaylarıyla ilgili geniş bilgiler veriliyor, adayların belirlenmesi süreçlerine kadar hemen her bilgi aktarılıyor, bu adayların belediye başkanlıkları kesinmiş gibi bir izlenim yaratılıyor. Öte yandan her ne kadar devlet televizyonu ise de son zamanlarda kamu yayıncılığında olumlu yönde ilerleyen TRT'ye de "bir haller" oldu. Belki bu değişiklikte Şenol Demiröz'ün başkanlığa gelmesi etkili olmuştur, bilemeyiz. Ama özellikle CHP'nin bu konudaki itirazları dikkate değer. TRT'nin AKP'nin toplantılarını, Erdoğan'ın seçim gezilerini canlı olarak vermesini eleştiren CHP, aynı kanalın KESK dahil birçok sivil inisiyatifin açıklamalarına yer vermemesine karşı çıkıyor. TRT'de de AKP yanlısı bir politika başladıysa, kurumun baş harflerinin açılımını hatırlatmakta ve vurgulamakta yarar var: Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu...

Belki tek başına hükümet olma özelliği nedeniyle AKP'ye dair haberlerin öne çıkması bir yere kadar anlaşılabilir, ancak, "eşit" koşullar altında olması gereken bir seçimde, seçmenlerin bakış açılarını bu partinin lehine değiştirme çabası güden bir yayın "propaganda"dan başka bir şey olamaz. Örneğin henüz belediye başkan adayı olan biri için bir gazete haberinde şu ifadelere yer verilmesi ilginç değil mi:

"(AKP'nin İstanbul adayı) Kadir Topbaş için vazgeçilmez değerlerin başında 'insanı insan gibi görmek' geliyor. 12 yıldır cep telefonunun numarasını değiştirmeyen Topbaş, 'Beni arayıp da yardım isteyen herkese yardımcı olmaya çalışırım. Aç olan bir insanı doyurunca ben de o gece huzurlu yatıyorum' diyor" (Vatan, 23/02/2004).

Özellikle seçim gibi hassas bir meselede medyanın daha ilk günden rengini belli etmesi, yirmiyi aşkın siyasi partiyi, yanı sıra çok sayıda bağımsız adayı bir kenara bırakıp iyi ilişkiler içinde olduğu iktidarı yanlı yayınlarıyla taltif etmesi karşısında bir kez daha "sorumlu-kamusal yayıncılık" "hayallerimiz" suya düşüyor... Bana kalırsa seçimlerin sonucu şimdiden belli: İktidar ve yanlısı medya: 1, "diğerleri": 0

* Kaynak: http://www.haysiyet.com/04/okur_04/haktan_04_02_26.html
* Yayın tarihi: 26/02/2004